2016 sonbaharında krizin kıyısına gelen Türkiye ekonomisi ABD’nin küresel fonları çekemeyişi ve fonların Türkiye gibi yükselen ekonomilere geri dönüşünün yarattığı rüzgârın yanı sıra, AKP iktidarının kredi pompalaması ve vergi indirimi gibi destek politikalarıyla küçülmeden büyümeye geçti. Bu büyümenin bedellerinden biri ise çift haneye çıkan enflasyon ve buna paralel seyreden mevduat ve kredi faizlerinde tırmanış oldu.
Kriz ihtimalini azaltmaya dönük devlet müdahaleleri sonucu, açık veren bütçenin borçlanma ihtiyacı arttı ve Hazine, piyasaya büyük bir borçlanıcı olarak girince faizler daha da tırmandı. Şimdi Hükümet, Hazine’nin borçlanma talebini ve çift haneli enflasyondaki rolünü unutarak bankalara faiz indirin diye, aba altından da değil açıktan sopa gösteriyor.
Kısa adı İSO olan İstanbul Sanayi Odası’nda, 21 Haziran’da sanayinin aşırı borçluluğu, özellikle de kredi faizlerinin yüksekliğinden şikâyet ediliyordu. En büyük 500 firmanın kaynaklarının yaklaşık yüzde 62’si borçla sağlanıyor. Bu, son 10 yılın en bozuk mali profili.
İSO Meclis Başkanı Erdal Bahçevan, sanayinin ciddi bir döviz borcu olduğunu, bunun uzun vadeli TL üzerinden olabilmesi için de yeni nesil kalkınma bankacılığı gerektiğinden söz ediyordu. Bahçevan, "Kredi faizlerinin yüzde 16-20 olması, üretim ve ekonomik gelişmenin önünde ciddi bir engeldir" diyordu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.