ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ekim’deki açıklamasında İran’ın temmuz 2015’te sağlanan nükleer anlaşmaya riayet etmediğini, İran’ın füze programı konusunda da “adeta ful sessizlik” olduğunu, Kongre’nin bu konuya eğilerek programın “kıtalar arası balistik füze” ile sonuçlanmasını engellemesi gerektiğini söylemişti. Bu çağrının ardından Kongre’de İran’a füzeler nedeniyle yeni yaptırımlar getirme, dahası ABD’nin nükleer anlaşmaya bağlılığını İran’ın füze politikalarına bağlama amaçlı yasa tasarıları gündeme geldi.
Avrupa Birliği nükleer anlaşmaya ABD’den farklı yaklaşıyor olsa da İran’ın füze kabiliyeti konusunda benzer bir tutum içinde. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 9 Kasım’da İran’ın füze programını ya müzakereler ya yaptırımlar yoluyla kısıtlamak gerektiğini söyledi.
Ne var ki ABD ve Avrupa, İran’ın füzelerine dair varsayımda bulunurken pek çok zaman programın siyasi, hukuki, savunma ve bölgesel güvenlik boyutlarını dikkate almıyor. İran’ın füze hedefleri konusunda böylesine yanlış bir anlayış varken nükleer anlaşmanın kaderini de buna bağlamak ancak anlaşmayı başarısızlığa mahkûm etmeye ve Tahran’ın füze programıyla ilgili gerekçelerini pekiştirmeye hizmet eder.
Siyasi sahnede Trump sürekli olarak nükleer anlaşmayı eleştiriyor, anlaşmanın İran’ın füze programı ve bölgesel faaliyetleri açısından yetersiz kaldığını söylüyor. Gerçekten de nükleer anlaşma yapısı itibariyle sadece İran’ın nükleer programından kaynaklı krize odaklanıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.