Ana içeriğe atla

ABD Suudi veliaht prensine itidal tavsiye ediyor mu?

Suudi Arabistan’dan bir haftada iki “savaş eylemi”… Dürzi azınlığı hem İsrail’in hem Suriye’nin desteğine sahip. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Saudi Arabia's Crown Prince Mohammed bin Salman (R) speaks with members of the royal family during an allegiance pledging ceremony in Mecca, Saudi Arabia June 21, 2017. Bandar Algaloud/Courtesy of Saudi Royal Court/Handout via REUTERS. ATTENTION EDITORS - THIS PICTURE WAS PROVIDED BY A THIRD PARTY. - RC1D46E7F800
Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman (sağda), Mekke’de düzenlenen “bağlılık bildirme” töreninde kraliyet ailesi üyeleriyle sohbet ederken, 21 Haziran 2017 — REUTERS/Bandar Algaloud:

Lübnanlılar Hariri dönsün diyor

Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, yanlış hesap ve çatışma riskini artıran son hamlelerinde ABD’nin, hatta belki İsrail’in de arkasında olduğunu düşünüyor olabilir. Ancak net bazı kırmızı çizgiler çizilmezse Trump yönetimi kendini Washington’dan ziyade Riyad’da alınan kararlar yüzünden İran’la çatışmaya, Lübnan’da çalkantılara yol açabilecek kaygan bir zeminde bulabilir.

Bruce Riedel, Suudi Arabistan’da 200’ü aşkın önemli prens ve iş adamının tutuklanması ve hem Yemen hem Lübnan’ın Suudi Arabistan’ı “savaş eylemi” ile suçlamasıyla yankı uyandıran son gelişmelerin Suudi Arabistan için “dönemeç” niteliğinde bir dönemde yaşandığına dikkat çekiyor. Riedel krallığın durumunu şöyle tarif ediyor: “Suudi ekonomisi düşük petrol fiyatlarıyla durmuş vaziyette, Yemen savaşı bataklık halinde, Katar’a uygulanan abluka başarısız. Lübnan, Suriye ve Irak’ta İran nüfuzu alıp yürümüş, tahtın nasıl el değiştireceği ise muallakta. Bu, yarım yüzyılı aşkın bir süredir Suudi tarihinin en istikrarsız dönemi.”

Krallığın bu istikrarsız, inişli çıkışlı karnesine rağmen ABD Başkanı Donald Trump, tasfiye operasyonuyla ilgili haberler üzerine Kral Selman Bin Abdülaziz El Suud ile veliaht prensin “ne yaptıklarını çok iyi bildiklerine” dair “büyük güven” içinde olduğunu belirtti. İran’ı Yemen’e füze ve başka silahlar sokmakla suçlayan, ABD’nin konuyu BM Güvenlik Konseyi’ne taşıyacağını söyleyen Beyaz Saray Muhammed’i iyice cesaretlendirmiş olabilir. Lübnan konusunda ise Muhammed, muhtemelen Başbakan Saad Hariri'nin istifasıyla Lübnan’ın Hizbullah işgalinde bir ülke olduğu iddiasının güçleneceğini umuyordu. Böylece Suudi Arabistan, Trump yönetiminin Hizbullah’a giderek bir terör örgütü olarak odaklanmasından, Jack Detsch’in bildirdiği gibi Kongre’nin bu konuda yaptırımlar görüşmesinden istifade edecekti. Suudiler Hizbullah’ı tecrit edip baskı altına alma çalışırken Hizbullah’ın Suriye savaşı sayesinde artan savaş kabiliyetinden kaygılanan İsrail de sessiz bir ortak olacaktı.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish