Türkiye’nin son 15 yılına damga vuran en önemli değişimlerden biri sivil havacılık alanında yaşandı. Hem iç hem dış yolcu taşımada havacılık adeta patlama yaptı. Bu çarpıcı büyüme arkasından bir dizi riski de taşıyor elbette ve uzun zamandır halının altına süpürülmüş çöplerden bazı kokular gelmeye, türbülans riskleri artmaya başladı. Ama önce büyümenin dinamiklerine değinelim.
Türkiye’de sivil havacılıktaki patlama birkaç sayıyla şöyle ifade edilebilir:
2003 yılında 34 milyon olan yolcu trafiği 2016 sonunda 173 milyonu buldu. Bu, yüzde 409 gibi büyük bir artıştır. 2017 toplamı 190 milyon olarak tahmin ediliyor. 2003 yılında 9 milyon olan yurt içi yolcu trafiği 2016’da yüzde 1033’lük artışla 102 milyonu buldu. Aynı çarpıcı artış dış hatlarda da yaşandı. 2003 yılında 25 milyon olan yolcu trafiği 2016 yılında 71 milyonu bularak yüzde 184 arttı.
Türkiye’nin dünya coğrafyasındaki yerini, lojistik konumunu hatırlatmak, havacılıktaki patlamanın potansiyelinin kaynağını anlatmaya yetecektir. “Dar gövde menzili” diye tanımlanan mesafelerde İstanbul dünya dış hat trafiğinin yüzde 40’ına, 60’ın üstünde başkente, Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu, Kuzey ve Doğu Afrika’nın tamamına erişebilecek bir konuma sahip.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.