4 Nisan’da Ankara’da üçlü zirvede buluşan İran, Rusya ve Türkiye liderleri Astana süreci kapsamında Suriye’deki son gelişmeleri ele aldı. Liderler ilk zirvelerini 22 Kasım’da Rusya’nın Karadeniz’deki Soçi kentinde yapmış ve Suriye savaşına barışçıl çözüm bulunması için temaslarını sürdürme kararı almıştı.
İkinci zirve, Suriye’de son dört ayda önemli değişikliklerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşti. Ankara’nın kuzey Suriye’de Kürt gruplarına karşı başlattığı harekât Afrin’in Türkiye ve yerel müttefiklerinin eline geçmesiyle sonuçlanırken harekâtın batıya doğru genişlemesi ihtimali de gündemden düşmüş değil. Bu arada Suriye ordusu, Rusya’nın doğrudan yardımı ve İran’ın üstü kapalı desteğiyle Şam’ın stratejik banliyösü doğu Guta’da kontrolü neredeyse tamamen sağladı.
Suriye savaşında daha önce karşıt taraflar olarak tanımlanan Rusya-İran ikilisi ve Türkiye son askeri hamlelerinde birbirilerine karşı görülmemiş ölçüde itidal gösterdi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Zeytin Dalı Harekâtı konusunda Moskova’yla herhangi bir anlaşmazlık olmadığını söylerken kimi haberlerde Türkiye’nin Afrin’deki hedeflerine ulaşması için Rusya’nın yardım ettiği bile iddia edildi. Öte yandan Türkiye de doğu Guta’daki durumdan endişe duyduğunu söylese de bölgedeki Rus destekli operasyonları doğrudan kınamaktan imtina etti. İran ise hem Afrin hem doğu Guta konusunda geri planda kalmayı tercih etti.
Tüm bu gelişmeler ışığında Astana sürecindeki üç ortağın Suriye’deki ana hedef ve menfaatleri konusunda önemli ölçüde mutabakata vardığı öne sürülebilir. Ancak Ankara’daki üçlü zirve daha yakından irdelendiğinde Suriye’de ateşkeslerin garantörü olan üç ülkenin tam olarak hangi alanlarda mutabık kaldığı, hangilerinde uzlaşamadığı daha iyi anlaşılabilir.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.