Geçen yıl Twitter’da bir yemek tarifi popüler hale gelmişti. Kuru fasulye tarifi: İki su bardağı Kırgızistan’dan ithal kuru fasulye, 300 gram Fransa, Bosna veya Brezilya’dan ithal kırmızı et, iki adet İran’dan ithal kuru soğan, bir adet KKTC’den ithal sivri biber, bir kaşık Ukrayna’dan ithal domates salçası, su ve tuz… Rusya’dan ithal pirinç pilavı ile servis ediniz!
Tarifin altında şu tepkiler yer alıyordu: “Soğanı Tunus’tan ithal zeytinyağı ile kavurmayı unutma,” “Alman Kühne turşuyu atlamışsınız.”
Oysa kuru fasulye Türkiye’nin milli yemeklerinden biriydi. İronik görünse de gerçeklik payı yüksek olan bu Tweet tarım ve hayvancılığın durumunu çarpıcı biçimde özetliyor.
Türkiye’de liberal ekonominin en önemli savunucularından eski Başbakan Turgut Özal’dan bu yana hükümetler fiyat artışlarını dizginleyebilmek için genellikle kolay yolu, ithalatı seçtiler. Hatta Özal bazı tarım ürünlerinin yanı sıra demir-çelikte dahi gümrükleri sıfırladı. Bu tercih, kısa vadede fiyatları aşağı çekse de uzun vadede yerli üretimi sıkıntıya soktu. Şimdi aynı hata kapsamlı olarak tarım ürünlerinde tekrarlanıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.