Türkiye’de ne zaman aftan söz edilse yaratılan büyük beklenti ve oluşan kamuoyu baskısı sonucu mutlaka uygulamaya geçiliyor. Son olarak 2000 yılında aynı durum yaşanmış, Rahşan Ecevit “Rahşan affı” olarak anılan af sürecini şöyle gündeme getirmişti: “Baklava çalan çocuklarla banka soyanlara verilen cezalar birbirine yakın. Bu haksızlığın giderilmesi gerekir.” Kimileri de cezaevlerinde anneleriyle birlikte yaşamak zorunda kalan küçük çocuklara işaret etmişti.
Sonuçta 2000 yılında meclis tarafından cezalarda 10 yıl indirim öngören kısmi bir af kanunu çıkarıldı. Böylece 70 bin kişilik kapasitesi dolan cezaevlerinde yer sorunu da giderildi. Ancak kapsam dışında tutulanların “Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırılık” yönündeki itirazları üzerine Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararıyla affın kapsamı genişletildi ve Rahşan Ecevit “bu benim affım değil” diye açıklama yapma ihtiyacı hissetti.
Bu tarihin üzerinden yaklaşık 16 yıl geçti. Genel seçim kampanyası sürecinde MHP lideri Devlet Bahçeli 12 Mayıs’ta Twitter üzerinden sansasyonel bir mesaj paylaştı: “Çocuk istismarcıları, tecavüzcüler, kadın katilleri, PKK’lılar, FETÖ’cüler hariç olmak üzere demir parmaklıkların gerisinde özgürlük düşü kuran, zindanda gün sayan, dama düşüp sevdiklerinin ve sevenlerinin hasretini çeken kader kurbanlarını afla tâltif etmek niye akıllara gelmez?”
Bu mesajla ok yaydan çıktı. Geri dönülmesi zor bir yola girildi. Bahçeli’nin mesajına gelen yorumlar beklentinin hemen oluştuğunu gösterdi. Bir kullanıcı şöyle dedi: “Açıklamalarınızdan sonra tüm adli mahkûm ve ailelerinin umutları tavan yaptı. Fakat aileler ve mahkûmlar şayet bu gerçekleşmez ise yıkıma uğrayacak. Cezaevlerinde isyanlar çıkacak. Umarım ki sözde, vaatte kalmaz.” Öte yandan tepki gösterenler de vardı. Bir kullanıcı şöyle yazdı: “Hırsız, gaspçı, dolandırıcı kader mahkûmu mu? Bu adam ne diyor?”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.