Açık tenli, yeşil gözlü bir Azeri olan Samira Türk eşiyle sosyal medyada tanışmış. Bağdat Merkez Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşmasına çıkan Samira, Yargıç Süheyl Abdullah’ın sorularını yanıtlarken “İlk buluşmamız Türkiye’de oldu.” diyor ve devam ediyor: “Evlendik ve Suriye’ye gitmeye karar verdik. Yıl 2015’ti. Neredeyse bir yıl Suriye’de yaşadık, sonra bir yıl Irak’ta yaşadık ve burada boşandık.”
Samira’nın üzerinde, Bağdat’ın kuzeyinde kadınların tutulduğu bir cezaevi olan Irak Islah Merkezi’nin tek tip pembe kıyafeti var. Yanında da iki yaşındaki kızı Safiye. Samira suç işlediğinin farkında olmadığını söylüyor. Yargıç “Eşiniz şimdi nerede?” diye sorunca, “Bilmiyorum. 2017’deki Musul savaşından bu yana ondan haber almıyorum.” yanıtını veriyor.
2005 tarihli Irak Terörle Mücadele Yasası’nda cezalar 15 yıl hapisten başlayarak müebbet ve ölüm cezasına kadar çıkıyor. Irak’ta İslam Devleti (İD) yönetiminde yaşamış olan yabancı uyruklu kadınlar, müebbet cezanın karşılığı olan 20 yıl hapisle karşı karşıya.
Samira’nın duruşmasında onun lehine olabilecek delil veya tanıklar yok. Hâkim önüne çıkmak için Rus uyruklu birçok kadın sıra bekliyor. Rusça çevirmen her gün gelmediği için kadınlar beklemek zorunda. Al-Monitor’a konuşan Yargıç Abdullah “Fransızca, Rusça veya Türkçe çevirmenler her zaman burada bulunmuyor, kadınlar ve çocuklar da boşuna bekliyor.” diyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.