Ana içeriğe atla

Türkiye İran’la ticaretten niçin vazgeçmez?

İran-Türkiye ilişkilerinin son yıllarda ısınmış olması değişen bölgesel tabloyla birlikte düşünüldüğünde İran’la Türkiye arasındaki ticaretin ABD yaptırımlarından fazla etkilenmemesi bekleniyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Turkish Foreign Minister Mevlut Cavusoglu shakes hands with his Iranian counterpart Javad Zarif during a news conference in Istanbul, Turkey October 30, 2018. REUTERS/Murad Sezer - RC15CF69EA60
Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif İstanbul’da katıldıkları basın toplantısında el sıkışırken, 30 Ekim 2018 — REUTERS/Murad Sezer

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 2002’de iktidara gelişinden bu yana Türkiye’nin İran’la ilişkileri olumlu seyrediyor. İki komşu arasında zaman zaman gerilimler yaşansa da bunlar hiçbir zaman belli bir seviyeyi aşmıyor.

ABD, İran’a Başkan Barack Obama döneminde, 2011-2015 yılları arasında, ağır yaptırımlar uygularken Tahran’la Ankara arasında bölgenin belki en zor meselesi olan Suriye başta olmak üzere görüş ayrılıkları yaşanıyordu. Bugün ise iki komşunun bölgesel konulardaki tutumları bile birbirine oldukça yakın. Türkiye artık Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın gitmesi gerektiğinden söz etmiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Suudi krallığının ciddi bir tenkitçisi haline geldi. Tahran ve Ankara Irak’taki durum hakkında bile aynı görüşleri paylaşabiliyor. Bunun yanı sıra Türkiye artık ABD için güvenilir bir bölgesel oyuncu değil ve Rusya’ya yaklaşmış durumda.

Tüm bunlar dikkate alındığında Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun İran’a yönelik ABD yaptırımlarını reddetmesi şaşırtıcı olmadı. Çavuşoğlu 24 Temmuz’daki açıklamasında bir ülkenin bir başka ülkeye yönelik yaptırmalarına uymak zorunda olmadıklarını ve bu yaptırımları doğru bulmadıklarını vurguladı. Türkiye’nin İran’dan petrol ve gaz aldığını belirten Çavuşoğlu, “İran'dan almayıp da o ihtiyacımı nereden alacağım?” dedi. ABD Başkanı Donald Trump ise 10 Ağustos’ta, Türkiye’de casusluk suçlamasıyla tutuklanan Amerikalı rahip Andrew Brunson’la ilgili gerilim sürerken, Türkiye’den ithal edilen çelik ve alüminyumda gümrük vergilerinin iki misli artırılacağını duyurmuştu.

Doğal olarak Türkiye böyle bir ortamda ABD’ye veya ABD Başkanı’na eskisi gibi güvenemez, bel bağlayamaz. Kaldı ki Ankara, Avrupa ve ABD’nin Suriye krizini çözme becerisinden de umudunu kesmiş durumda. İran ve Rusya’yla müzakere etmeyi seçen Ankara, bölgesel hedef ve menfaatlerini İran ve Rusya’nın girişimleri üzerinden kovalıyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish