Ana içeriğe atla

Suudi Arabistan tarihinin en öngörülemez noktasında

Suudi Arabistan Kral Selman’ın tahta çıktığı dört yıl içinde bir dizi yanlış karara imza attı ve işleri yoluna koyup koyamayacağı meçhul. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Saudi Arabia's King Salman bin Abdulaziz meets with U.S. Secretary of State Mike Pompeo (not pictured) in Riyadh, Saudi Arabia January 14, 2019. Andrew Caballero-Reynolds/Pool via REUTERS - RC1EB8EB4070
Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz El Suud’un ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ile Riyad’daki görüşmesi sırasında çekilen bir fotoğraf, Suudi Arabistan, 14 Ocak 2019 — Andrew Caballero-Reynolds/Pool via REUTERS

Prens Selman Bin Abdülaziz El Suud dört yıl önce bu ay, Suudi Arabistan Kralı olarak tahta çıktı. Selman saltanatı sırasında krallığı kökünden değiştirdi: Ülke tarihinin en baskıcı ve en öngörülemez ve muhtemelen son yarım asrın en istikrarsız zamanlarını yaşıyor. Krallık önemli ve zorlu bir yol ayrımında.

Selman, baba bir anne ayrı kardeşi Kral Abdullah tarafından veliaht ilan edilmeden önce, 50 yıl kadar Riyad vilayetinin valiliğini yaptı. Başkentin lideri olarak şehrin ücra bir çölden modern bir kente, ülkenin merkezine dönüşmesine öncülük etti. Bunu yaparken Vahabi yapılanmayı dikkatle işlemeyi de ihmal etmedi. Selman aynı zamanda hanedanının polisliğinden de sorumluydu.

Selman’ın tahta çıkmasından önceki yarım asırda krallıktaki taht sırası açık ve netti: Yaşları geldiğinde tahtı İbni Suud’un oğulları devralacaklardı. Ancak taht sırası tüm monarşiler için bir Aşil tendonudur.

Selman bu sırayı hiçbir açıklama yapmadan iki kez değiştirdi. Kral’ın oğlu Prens Muhammed Bin Selman’a taht yolunun açılabilmesi için iki prensin veliahtlığı da düşürüldü. Eski Veliaht Prens Muhammed Bin Nayef’in hâlen ev hapsinde olması ve ailesiyle görüştürülmemesi Kral ve Veliaht Prens’in onu hâlâ potansiyel bir rakip olarak gördüklerine işaret ediyor. Eski Veliaht Prens’in akıbeti Selmanların saltanatında krallıktaki baskıcılığın simgesi haline geldi. Suudi Arabistan hiçbir zaman insan hakları timsali olmamıştı, bilhassa da kadın hakları ve Şii toplumu konusunda ama ülke son dört yıl içinde çok daha acımasız, baskıcı bir diktatörlüğe dönüşmüş durumda.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish