Ankara’nın Batı karşıtlığı Batı’da kimlere yarıyor?
Erdoğan iktidarının, Rusya’dan S-400 alma kararlılığıyla yeni jeopolitik boyutlar kazanan Batı’dan uzaklaşma eğilimi, Türkiye’nin bir müttefik olarak görülmesini zorlaştırdıkça, Batı’da Ankara’ya karşı biriken negatif enerjinin açığa çıkmasını da mümkün kılıyor.
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 31 Mart Yerel Seçimleri’nden dokuz gün sonra ilk yurtdışı ziyaretini yaptığı Moskova’dan dönerken uçağındaki medya mensuplarına, “Rus S-400 hava savunma sistemlerinin daha önce temmuz 2019 olarak açıklanan teslim tarihinin öne çekilebileceğini” söyledi.
Türkiye ile Batı İttifakı arasında daha önce yaşanan hiçbir bunalım, S-400 krizi kadar öngörülebilir olmamıştı. Bunun nedeni, stratejik hava savunma sistemleri olan S-400’lerin teslim alındığı andan itibaren, Rusya’dan kayda değer ölçüde silah sistemi ithal eden ülkelere yönelik Amerikan yaptırım mekanizmalarının Türkiye’ye karşı harekete geçmesinin önlenemeyecek olması.
Türkiye S-400’ler nedeniyle ABD’nin 2017 tarihli “Amerika’nın Karşıtlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası” (CAATSA) çerçevesindeki yaptırımlarına maruz kalacak. Yaptırımlardan ayrı değerlendirilmesi gereken bir “tedbir” kapsamında Türkiye, ortak üreticisi ve müşterisi olduğu F-35 savaş uçaklarını teslim alamayacak.
Bilindiği gibi S-400’lerin Türkiye’de konuşlandırılması bağlamında F-35’lere dair duyulan endişe, Rus sisteminin radarlarının bu beşinci nesil savaş uçaklarının “görünmezlik” özelliklerini zayıflatacak bazı verileri elde etme riskinden kaynaklanıyor. Dolayısıyla, S-400’lerle F-35’lerin aynı anda aynı ülkenin envanterinde bulunmaması, projenin güvenliği açısından bir ön şart olarak savunuluyor.