Ana içeriğe atla

Üniversiteli işsizler tırmanışta

Ocak 2019’da 4,7 milyonu bulan işsizlerin dörtte birinden fazlasının bir yüksekokul veya fakülte mezunu olması, ekonomik krizin etkileri yanı sıra yüksek öğrenimin kalitesini de sorgulamayı gerektiriyor.

Turkey's President Tayyip Erdogan poses with students during a graduation ceremony in Ankara, Turkey, June 11, 2015. President Erdogan on Thursday urged the country's political parties to work quickly to form a new government, saying egos should be left aside and that history would judge anyone who left Turkey in limbo. In his first public appearance since Sunday's parliamentary election, Erdogan said no political development should be allowed to threaten Turkey's gains. He said he would do his part in find

Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından 2019 yılında yüzde 2,5 küçülme yaşayacağı tahmin edilen Türkiye’nin 2018’in ikinci yarısında girdiği krizin en yakıcı sorunu işsizlik. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 15 Nisan’da açıkladığı verilere göre işsiz sayısı ocak 2019’da geçen yılın aynı dönemine göre 1 milyon 259 bin kişi arttı ve 4,7 milyona yaklaştı. İşsizlik oranı aynı dönemde yaklaşık 4 puanlık artış ile yüzde 14,7’yi, tarım dışı işsizlik 4,1 puanlık artış ile yüzde 16,8’i buldu. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik 6,8 puanlık artış ile yüzde 27’ye yaklaştı.

Ocak 2019’da 4,7 milyonu bulan işsizlerin eğitim durumuna göre tasnifi yapıldığında bunların dörtte birinden fazlasının bir yüksekokul, fakülte bitirmiş yüksek öğrenimli olmaları dikkat çekiyor.

Türkiye’nin 32 milyonluk işgücünün yine yaklaşık dörtte birinin yüksek öğrenimli olması, başlangıçta çok olumlu bir fotoğraf gibi görünebilir. Ama yüksek öğrenimli, dolayısıyla nitelikli hale gelmiş bir işgücünün yüzde 12-13’ünün işsiz olması ve bu oranın her yıl biraz daha artıyor olması endişe verici. Burada ana neden, yüksek öğrenimin kalitesi ile ilgili. Türkiye’de 18-22 yaş grubu arasında okullaşma oranı yüzde 46’ya yaklaşıyor. Başka bir deyişle, lise eğitiminin ardından bir de yüksek öğrenim görme şansına ulaşanlar, ilgili yaş grubunun neredeyse yarısına yakın. Ne var ki her yüksek öğrenim diploması olan Türkiye şartlarında sanıldığı kadar ihtiyaç duyulan nitelikli bir işgücü olamayabiliyor.

Üniversiteleri koordine eden, denetleyen Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK) verilerine göre üniversite sayısı 206’yı bulmuş durumda. Bunların 129’u devlet üniversitesi, 77’si ise vakıf-özel üniversitelerden oluşuyor. Her ilde en az bir üniversite olduğu gibi, çoğu ilçelerde de bir fakülte, bir yüksekokul bulunuyor. Ne var ki bu üniversitelerde eğitim alıyor görünen 7 milyona yakın öğrencinin ancak yaklaşık 4 milyonu “örgün”, yani düzenli bir biçimde yapılan, öğrencilerin belirlenen zaman ve mekânlarda derslere katılmasıyla gerçekleşen türden. Kalan 3 milyon öğrenci “yaygın”, daha çok uzaktan, TV, internet üzerinden “açık öğretim” adı da verilen formatta eğitim alıyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish