Rusya’nın arabuluculuğunda sağlanan ve Kürt öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) bazı bölgelerde kontrolü Şam’a devretmesini içeren 13 Ekim tarihli anlaşmanın hemen ardından Suriye ordusu Rakka vilayetindeki petrol kuyularını emniyete almaya yöneldi. Rusya ve Türkiye arasında 22 Ekim’de Soçi’de imzalanan mutabakat uyarınca da SDG Türkiye sınırının 30 kilometre uzağına çekilmeyi kabul etti ve bunun sonucunda rejim Rakka’nın güneydoğusundaki petrol sahalarında kontrolünü güçlendirdi. Mutabakat, Suriye ordusunun Haseke vilayetinde Resulayn ile Kamışlı arasındaki 90 kilometrelik sınır hattına konuşlanmasının yolunu açtı.
Rejimin Humus ve Hama vilayetlerinin yanı sıra Rakka’nın bir bölümünde kontrolü sağlamasıyla “Üçgen” olarak bilinen bu bölgedeki petrol ve gaz sahaları Suriye Petrol Bakanlığı’nın yetkisine girdi. Bakanlık şimdi hava saldırıları ve sabotaj eylemlerinin neden olduğu hasarı gidermeye çalışıyor ve neticede bölgeye yatırımcı çekmeyi umuyor.
Bu arada Fırat’ın doğusundaki petrol sahalarının çoğu halen SDG kontrolünde. Bunların en büyükleri Rimelan, El Ömer ve Süveydiye’de bulunuyor. ABD yönetimi bu sahaları İslam Devleti’ne karşı koruma gerekçesiyle bölgeye asker gönderme kararı aldı, dolayısıyla rejimin buraları alma ihtimali zayıf görünüyor. Şam bu nedenle ülkenin iç kesimlerinde ve Rakka civarındaki petrol sahalarına odaklanıyor.
Muhalefetin kurduğu geçici hükümette bir süre petrol bakanı yardımcısı olan elektrik mühendisi Abdülkadir Allaf’a göre rejim, kendi kontrolündeki tesisleri onarıp yatırım çekmeyi başarsa bile talebi karşılayabilmek için petrol ithalatını sürdürmek zorunda olacak. Al-Monitor’a konuşan Allaf, Şam’ın elindeki gaz kaynaklarının ise rejim kontrolündeki bölgelerde elektrik santrallerinin ihtiyacını karşılayacağını, elektrik sağlanabileceğini söyledi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.