Suriye krizinin başından beri sınırların silah, mühimmat ve militan geçişine açılması gibi sayısız anormalliği normalleştiren politikalara paralel olarak “Erdoğan’ın Suriye Lügati” diyebileceğimiz yeni bir fanteziler manzumesi oluştu. Bu lügatte Suriye’nin kayıpları, mülteciler, harcamalar, bölge halklarının nüfusu, kentlerin yapısı gibi konularda öne sürülen iddialar ve rakamlar birbirinin rekorunu kırıyor.
Son zamanlarda işgal ve nüfuz alanlarına bölünmüş Suriye haritası üzerinden konuşmayı tercih eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şaşırtıcı verilerinden biri de İdlib ile ilgili. TRT’deki söyleşisinde Astana sürecinin İdlib’in kan gölüne dönmesini önlediğini savunurken “İdlib devasa bir alan. Oraya da en uygun olan Araplardır. Kürtlerin yaşam tarzları buraya uygun değildir” ifadelerini kullandı. Sunucunun “Ne açıdan?” sorusuna “Buralar çöl bölgeleri” yanıtını verdi.
İdlib çöl değil, aksine batı tarafı ormanlar, orta tarafları ekilebilir topraklar ve doğusu kuraklık alanlarla kaplı. Topoğrafya açısından İdlib, Türkiye tarafında verimli arazileriyle bildiğimiz Hatay’ın, Suriye içinde ise ormanlarla kaplı Lazkiye’nin, güneyde ise Hama kırsalının devamı. İdlib zeytin, elma, incir, nar, ceviz, fıstık ve badem ağaçları; üzüm bahçeleri; buğday, arpa, mısır, pamuk, ayçiçeği, patates, mercimek ve nohut tarlaları; soğan, sarımsak, domates, marul, maydanoz gibi sebzelerin yetiştirildiği bostanlarıyla bilinir. Dağlık ve kurak bölgelerine rağmen İdlib bir tarım bölgesidir.
Suriye Tarım Bakanlığı’nın verilerine göre İdlib’de ekilebilir alanların yüzde 28’inde buğday, yüzde 17’sinde arpa, yüzde 5’inde mercimek, yüzde 3.6’sında çörek otu, yüzde 2.6’sında nohut ve yüzde 2.4’ünde patates yetiştiriliyor. Ürün veren ağaçlar arasında zeytin ağacının payı yüzde 32.7. İdlib’in ekilebilir topraklarının yüzde 17’si sulanabilir arazilerden oluşuyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.