Erdoğan hükümeti Türkiye’deki COVID-19 salgınına karşı tedbirlerini tedrici biçimde sertleştirirken, ilk vakayı resmen açıkladığı 11 Mart’tan bu yana izlediği “iletişimde şeffafsızlık” politikasını sürdürmekte de kararlı görünüyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 27 Mart’ta İstanbul’da yaptığı basın açıklamasında hükümetinin o güne kadar aldığı en sert tedbirleri ilan etti. Bunlar arasında kayda değer olanlar, uçak ve otobüs gibi toplu taşıma araçlarıyla yapılacak olan şehirlerarası seyahatlerin valiliklerin iznine bağlanması, yurt dışına tüm uçuşların iptal edilmesi ve piknik alanlarının hafta sonları kapatılması idi.
Erdoğan konuşmasında, “Asıl önemli olan yere geliyorum” dedikten sonra şunları söyledi: “Bu tedbirlerin başta İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli gibi büyükşehirlerimiz olmak üzere 30 büyük şehrimizin tamamında titizlikle uygulanması kararı uygulamaya geçmiştir. 30'un dışındakileri şimdilik saymıyorum. Sadece 30 büyük şehri sayıyorum.” Erdoğan’ın “büyük şehir” derken kastettiği, belediyeleri “büyükşehir” statüsünde olan 30 ildi.
Erdoğan’ın bu iller arasında İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli’nin isimlerini özellikle zikretmesinin nedeni, salgının bu dört ilde diğerlerine kıyasla çok daha büyük boyutlara varmış olması mıydı? Bu soruya kesin bir “Evet” cevabı verebilmemize dayanak sağlayacak herhangi bir resmi veri mevcut değil. Soruya ancak, bazı duyum ve bulguların bir araya getirilmesinin neticesinde, biraz da tahmin ve sezgi yoluyla bir cevap bulabiliriz ve bu şöyle bir şey olabilir: Evet, salgın büyük ihtimale İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli’nde büyük boyutlara tırmanmıştır...
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.