Türkiye, “Afrika Yılı” ilan ettiği 2005’ten bu yana diplomatik ve insani yardım kanallarıyla yürüttüğü Afrika açılımını askeri boyut katarak büyütüyor.
Kıtaya ilgi 1998’de “Afrika’ya Açılım Eylem Planı” ile ivme kazandı ama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bu eğilimi tutkulu bir seferberliğe dönüştürdü. Arap Baharı’yla zirve yapan bölgesel hevesler, Orta Doğu’da “Yeni Osmanlıcılık” algısıyla karşılaşınca Afrika “bakir bir coğrafya” olarak daha da kıymete bindi. Kuzey Afrika’da Osmanlı mirasına dair “kötü hafıza” nüksetse de kıtanın pek çok bölgesi daha az sorunlu ilişkiler sunuyor. Elbette karşılaşılan engeller Erdoğan’ın kafasında “erişilemez ülkeler” listesi oluşturmuyor.
2002’den bu yana Afrika'daki elçiliklerin sayısını 12’den 42’ye, iş konseylerini altıdan 46’ya, Türk Hava Yolları’nın uçtuğu noktaları dörtten 60’a çıkartan Erdoğan bu ağ sayesinde ilişkilerin boyutunu değiştiriyor. Artık her Afrika turunda başta insansız hava aracı olmak üzere gemi, helikopter, tank, zırhlı araç, obüs topu gibi Türk savunma sanayiinin ürünlerini pazarlamakla kalmayıp askeri işbirliği için şansını zorluyor.
Erdoğan’ın 2011’de Somali’ye yaptığı sansasyonel ziyaretten altı yıl sonra Mogadişu’da 50 milyon dolara kurulan askeri üs Afrika Boynuzu’nda yeni bir denge oluşturdu.
Afrika siyasetindeki artan askerileşme, bir tarafta Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Fransa’nın diğer tarafta Türkiye ve Katar’ın olduğu eksen savaşlarını büyütüyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.