Türkiye ekonomisi çok değil, bundan iki yıl önce yaşadığı yüksek döviz-yüksek faiz, oradan küçülme, sanayisizleşme, yoksullaşma döngüsünün bir yenisine daha giriyor.
Dolar fiyatı, son bir yılda yüzde 48 aratarak 8.50 TL’yi gördü. 6 Kasım’da Merkez Bankası Başkanlığı’na yapılan yeni atama ve ertesi gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın Hazine ve Maliye Bakanlığı’ndan ayrılması ile beklenen TL faiz artışı, Para Politikası Kurulu’nun 19 Kasım’daki olağan toplantısında 475 baz puan olarak açıklandı.
Beklentilere yaklaşan bu artış, dolar kurunu ilk elde 7.60 basamağına indirirken, ülke risk primi de 400’ün altına indi. Yüzde 12 dolayında seyreden ve tırmanma eğilimi gösteren tüketici enflasyonu karşısında bu faiz artışının dövizden TL’ye yönelişi ne kadar sağlayacağı, yabancı yatırımcıyı ne ölçüde cezbedeceği henüz bilinmiyor.
Faiz artışı ile dövizin tırmanışını biraz daha yavaşlatma, dolarizasyonu azaltma ihtimali belirdi ama bu operasyon sonucu 2018’de yaşandığı gibi ekonomi yeni bir döviz-faiz mengenesine sıkışma, bu sıkışıklıkla iç talepte gerileme, dolayısıyla ulusal gelirde gerileme riski ile karşı karşıya. Tırmanan pandemi salgınının kayıtlara yeterince girmeyen ürkütücü sonuçları bu ekonomik daralmanın üstüne binecek gibi.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.