Ana içeriğe atla

Nil havzasındaki kavga Türkiye’ye alan açıyor

Mısır ve Sudan’ın görmek istemediği şey, Türkiye’nin Rönesans baraj projesinde Etiyopya’nın pozisyonunu güçlendirecek bir yola girmesi. Ankara’nın Kahire ile normalleşme, Hartum’la yeni bir başlangıç arayışında bu hassasiyet anahtar görevi görüyor. 

Ethiopian president visits Turkish parliament
The Turkish parliament's Deputy Speaker Ahmet Aydin (L) accompanies Ethiopian President Mulatu Teshome Wirtu (C) on Feb. 7, 2017, in Ankara as he visits the parliament, which was damaged during the failed July 15, 2016, coup attempt that Turkey blames on the Gulenist movement. Ethiopia made inroads with Turkey by expressing solidarity with Ankara following the putsch and by transferring Gulenist schools to a foundation associated with the Turkish government. — ADEM ALTAN/AFP via Getty Images

Büyük Etiyopya Rönesans Barajı etrafındaki kriz Türkiye’nin Etiyopya, Mısır ve Sudan üçgenindeki ilişkilerinde yeni bir denge faktörü hâline geliyor. Arap ülkelerinin Mısır ve Sudan’dan yana tutumlarına karşı Türkiye’yi yanında görmek isteyen Etiyopya, epey zamandır Ankara ile ilişkileri sıcak tutmaya çalışıyor. 2013’te Müslüman Kardeşler’e darbenin ardından Mısır’la zıtlaşan, 2019’da da Ömer el Beşir’i deviren popüler müdahalenin ardından Sudan’la ilişkileri soğuyan Türkiye de Etiyopya’yı bölgesel nüfuz savaşının en önemli kapısı hâline getirdi. Hem Kahire hem de Hartum Türkiye’nin Etiyopya ile ilişkilerine askeri boyut katma ihtimalini dengeyi bozacak tehlikeli bir gelişme olarak görüyor. Kahire’nin, Ankara’nın ilişkileri normalleşme arayışını olumlu karşılamasının bir nedeni, Türkiye’yi Nil havzasındaki denklemde tarafsız bir noktaya itmekti. Benzer bir ihtiyaç Rönesans barajıyla ilgili diplomatik çözüm arayışlarının çıkmaza girmesine paralel olarak Sudan için de belirdi.

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Sudan geçiş yönetimine verdiği destek Hartum’u Türkiye’nin zıddı bir eksene çekmişti. Fakat iki ülke son aylarda sessiz sedasız birbirinin nabzını yoklayıp yakınlaştı. Sudan Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) 27-28 Mayıs'ta Beşir sonrası Ankara’ya ilk üst düzey ziyareti gerçekleştiren temsilci oldu. Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 12-13 Ağustos’ta Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdülfettah el Burhan’ı Ankara’da ağırladı. İki ülke arasında yenilenebilir enerji, maliye, medya, “askeri mali işbirliği” ve “nakdi yardım uygulama” alanında işbirliği mutabakatları imzalandı. Bu, eski samimiyet ve içeriğin gerisinde olsa da Hartum-Ankara hattında sekteye uğrayan ilişkilerin rayına oturmaya başladığı anlamına geliyor. Aynı zamanda Sudan’ın bölgesel krizde Türkiye’yi yanında görme arayışını yansıtıyor.

24-25 Aralık 2017'de Erdoğan'ın Sudan ziyareti, Kızıldeniz havzasında suların köpürmesine neden olmuştu. Nedeni, 100'den fazla iş insanının katıldığı ziyarette tarım, turizm, eğitim, maden ve ulaştırma alanlarında imzalanan 22 işbirliği anlaşması değil, Sevakin Adası’nın Türkiye’ye tahsis edilmesiydi. Türkiye’nin niyeti tarihi hac rotasında yer alan Sevakin adasındaki Osmanlı eserlerini restore edip bir de askeri üs kurmaktı. Suudi Arabistan ve Mısır başta olmak üzere bölge ülkeleri bu hamleyi Osmanlıların dönüşü olarak algıladı. Beşir’in indirilmesindeki dış faktörlere bakanlar Sevakin anlaşmasının yarattığı korkunun izlerini bulabilir. 

Sudan’la 2019’a kadar Türk firmaları toplam 2.24 milyar dolar değerinde projeye imza attı. Erdoğan ve Beşir 500 milyon dolar seviyesindeki ikili ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarma hedefi koymuştu. 

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish