Ana içeriğe atla

Riyad kapısı Kahire’nin kilidini açabilir mi?

Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a ziyareti hançerlerin kınına girdiği anlamına geliyor. Yine de ilişkiler hala teste tabii. Bunun yanı sıra Riyad’la el sıkışmanın Mısır’la diyaloga psikolojik etkisi olabilir. Fakat küçük bazı tavizlerden memnun olsa da Kahire hala koşulların karşılanmasını bekliyor.

Turkey TV
Staff of El Sharq TV broadcast Turkish President Recep Tayyip Erdogan speaking about the murder of Saudi journalist Jamal Khashoggi at the TV stations headquarters on Oct. 23, 2018 in Istanbul, Turkey. Egyptian broadcaster El Sharq TV has been based in Turkey for more than four years and employees more than 45 people of varying nationalities. Over the years Turkey has become a hotspot for Arab journalists and broadcasters and now hosts more than 15 TV channels run by independent or opponent media to various governments. — Chris McGrath/Getty Images

Arap-Türk ilişkilerin rengini belirlemeye muktedir başkentlerle yeni sayfa açma girişim ya da denemeleri omuz silken soğuk tavırlarla yüzleşiyor. Tek taraflı tavizler ve U dönüşleriyle gündem olan bu süreç, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan açısından itibarlı bir seyir izlemiyor. Belki başarılı bir Suudi Arabistan ziyareti mantıken Ankara ile ilişkileri normalleştirmek için nazlanan ve koşullar ileri süren Mısır’ı biraz daha yumuşatabilir. En azından beklenti bu yönde. Erdoğan, Suudi Arabistan gezisinden dönerken Mısır’la da yeni bir sayfa açma konusunda umutlu konuşarak “Mısır ile diyalog en üst seviyelere çıkabilir” dedi.

1939’da Hatay’ın ilhakından beri husumetlerle malul olup 2011’den bu yana da açık çatışma halindeki Suriye-Türkiye ilişkileri bir kenara Riyad ve Kahire, Türklerin Arap dünyasına müdahaleci ilgisine karşı elektriklenmenin iki önemli kutup başı sayılır. İki başkentle ilişkilerin bozulmasındaki temel faktör aynıydı: Ankara’nın Arap Baharı dalgasında sörf yapıp özellikle Müslüman Kardeşler kuşağı ile nüfuzunu artırma çabası, Katar’la askeri boyut kazanan ortaklık ve müdahaleci bir siyasetle “Yeni Osmanlı” algısıyla geçmişin korkularını diriltilmesi. 

Yaygın izlenim Erdoğan’ın sağcı-muhafazakâr siyasetin genlerinde olan Osmanlı özleminin yarattığı sonuçlarla samimi bir yüzleşmeye girmediği, sadece ekonomik kriz, Libya ve Suriye’deki savaşların sonuçsuzluğu ve Doğu Akdeniz’de enerji oyununun ters tepmesi yüzünden normalleşme gündemine mecburen döndüğü yönünde. Bu ilişkiye Riyad ve Kahire’den çok Erdoğan’ın ihtiyacı olduğu, 2023 seçimleri öncesinde iktidarını garantilemek için tavizler verdiği vurgusu her yerde dillendiriliyor.

Erdoğan’ın üç kez ertelemenin ardından 29 Nisan’da Cidde’de Suudi Kralı Selman ve Veliaht Prens Muhammed bin Selman’la (MbS) kucaklaşması ancak gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili davanın kapatılıp dosyanın Riyad’a devredilmesiyle mümkün olabildi.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish