Ne muhafazakâr, ne demokrat
İstanbul’un merkezi gaz bulutu altında, şiddet sarmalında. Kürtler sivil siyasetin “bekleme odası”nda. Aleviler, ılımlı laikler ve şehirli gençler kızgın. Bu gidişle AKP’nin “Muhafazakâr Demokrat” kimliği tamamen buharlaşabilir.
Yaşanan köklü ve şaşırtıcı değişime rağmen Türkiye’de insanlar üzerinde hızla büyüyen huzursuzluk bulutları dolaşıyor.
Bunun ekonomiyle çok fazla ilgisi yok. Bir açıdan, Suriye’den yayılan negatif enerjinin etkileri var. Ama esas olarak son dönemde belirginleşen din-siyaset ilişkileri, hayat tarzlarına müdahalecilik ve toplumsal kesimlerin beklentilerinin askıda kalması genel ruh halince sert dalgalanmalar başlattı.
Ve bütün dikkatler Türkiye Kürtlerinin ülkenin makro siyaseti üzerindeki tayin edici rolü üzerinde odaklanıyor.
Önce, sosyal huzursuzlukla ilgili bazı gözlemleri ele alalım. Ekonomik büyüme hızı sürekli artıda kalsa da, müttefikleri açısından kuvvetli bir bölgesel istikrar unsuru olmayı sürdürse de, Türkiye’yi 12 yıla yakın süredir yönetmekte olan AKP iktidarının ekonomik gelişme – siyasi reform senkronizasyonunda ayak sürümesi, geciktirme ve oyalama manevraları, dolambaçlı yollara saparak bir taktik-strateji kargaşası yaratması nedeniyle iç siyasette bir “araf hali”nin söz konusu olduğu kesin.