Kürt ruletinden Kürt fırsatına
Ortadoğu alabora olurken Türkiye yükselen Kürt kartıyla bölgede yeni bir denklem kurmaya çalışıyor. PKK, Suriye ve enerji hatları nedeniyle Erbil’le ilişkiler derinleşirken bunun bedeli Tahran ve Bağdat’ya yüksek gerilim olarak karşımıza çıkıyor.
Bir dönem Türk dış politikasının yıldızını parlatan ‘arabuluculuk rolü’ yerine Suriye krizinde ‘müdahaleci’ bir tutum benimseyerek ‘komşularla sıfır sorun’ politikasından ‘sıfır komşu’ çizgisine gerileyen Türkiye’nin elinde kalan tek teselli Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesel Yönetimi ile geliştirilen ilişkiler oldu.
Her iki taraf da buna ‘stratejik ilişki’ demeye bayılıyor. Kuşkusuz ticaret hacminin yıllık 9 milyar doları gördüğü ilişkiler ‘stratejik derinlik’ görüntüsü verse de Ankara-Erbil hattındaki bahar havası son derece kırılgan ve konjonktürel.
Geçmişin izlerini taşıyan kuşkuları silmeye çalışsalar da tarafların birbirine karşı örtülü rezervleri hala duruyor. Bölgesel boyutlara ve diğer komşularla ilişkileri etkileme kapasitesine sahip olması nedeniyle Erbil’le ilişkiler yakından irdelenmeye değer. Çok değil Bağdat’ın öncelikli olduğu dönemde Kuzey Irak’la yeni ‘Güney Kürdistan’la ilişkileri tayin eden Kerkük ve Türkmen meselesiyken bugünlerde şimdi üç temel unsur öne çıkıyor:
- PKK ile barış süreci.