Ana içeriğe atla

Türkiye’nin muhafazakâr ahlakçıları gücünü test ederken öfkeyi çağırıyor

Türkiye'de hayat tarzlarına vesayetçi müdahale yayıldıkça, uzlaşma kültürü darbe alacak. İki konuda nihai güvence şart: Bireysel özgürlükler ve kolektif haklar.

People shop in a shopping district in Hatay May 17, 2013. Turkey hailed its second investment grade rating on Friday, seeing it as a seal of approval from international markets for a decade of economic reform. Investors joined in, driving sovereign bond yields to record lows. Government enthusiasm was tempered, however, by some concern that the move, coinciding with a visit by Turkey's Prime Minister Tayyip Erdogan to Washington, might trigger over-large capital inflows into the lira currency. REUTERS/Umit

Türkiye’deki siyasi savrulmalar, demokratik hedeflere ilişkin stratejik bakış eksikliği, sosyal dokunun dikişlerin zorlayıp duruyor. Bu dikişler sanıldığı kadar sağlam değil, toplumsal aktörlerin demokratik hedeflerine bağları ne ise, o kadar.

İran, Irak ve Suriye kuşağındaki gerilimler de hesaba katılınca, hepsi pamuk ipliği kalınlığında.

Hükümetin alkol satış ve tüketimiyle ilgili meclis genel kurulundan apar topar geçirdiği kısıtlayıcı yasa; yerel yönetimlerin yine aniden beliren ‘kamusal alanda öpüşme yasağı’; piyanist Fazıl Say’ın ardından bu kez de (Türkiye Ermenisi ve muhalif aydın) Sevan Nişanyan’ın ‘dini değerleri aşağılamak’tan 14 ay hapse mahkûm olması; Emek tarihi sinema salonunun sert sokak protestoları altında yıkılması kararıyla peşpeşe gelince, toplumdaki kutuplaşma da aynı hızla sertleşiverdi.

Durumu asıl vahim kılan, tüm bu gelişmelere bazı liberaller dışında, Türkiye’deki değişimin taşıyıcısı olma iddiasındaki ılımlı dindar aydın ve siyasilerden, karşı çıkma yerine hayli yaygın bir rasyonalizasyon ve desteğin gelmesi.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish