Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 30 Eylül'de açıkladığı “demokratikleşme paketi” kamu kurumlarında başörtüsünü serbest bıraktı. Atatürk'ün otoriter kültür devriminin ardından neredeyse bir asırdır kamusal alandan dışlanan kadınlar artık devlet kurumlarında ve öğretmenlik gibi mesleklerde başörtüleriyle çalışabilecekler. Türkiye’de sekülarizm yerine Fransa tipi laikliğin hararetli savunucularından olanlar ise başörtüsünün zihinleri de kapatacağını savunuyor ve bu özgürlüğün ülkeyi bağnazlaştırmasından korkuyor. Pekiyi, bu gelişme gerçekten de Türkiye toplumunun gittikçe daha geri kafalı olacağı anlamına mı geliyor?
Böyle olmak zorunda değil, bilhassa da söz konusu kişiler öğretmen Türkan Yılmaz gibi kadınlarsa. Engellilere yönelik İstanbul Sabri Taşkın Uygulama Okulu'nda öğretmenlik Yılmaz, bugüne dek işi hariç her yerde başını örtüyordu. Şimdi ise sadece yeni kazandığı özgürlüğün tadını çıkarmakla yetinmeyen Yılmaz farklı yaşam tarzlarına sahip kadınların özgürlüklerini de savunuyor. Yılmaz Radikal gazetesine 10 Ekim'de verdiği söyleşide bu duruşunu şöyle anlatıyor: "Başörtüsü yasağıyla mücadele ederken başörtüsü takmayan birçok kişi bize destek verdi. Tercihlere saygı duymalı. İsteyen mini, isteyen şort giyer. Kimin ne giyeceğine devlet değil, kişi karar vermeli."
Ülkedeki diğer bazı dindar muhafazakarlar da Yılmaz’ın resmi veya kollektif normlara karşı bireysel özgürlüğü savunan bu liberal bu görüşlerini paylaşıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) 64 kurucusundan biri olan siyaset bilimci Fatma Bostan Ünsal da onlardan biri. Ünsal Taraf gazetesine 14 Ekim'de verdiği bir mülakatta AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik'in birtelevizyon sunucusunun “dekolteli” giyimine ilişkin yorumlarını eleştirdi. Zira, Çelik'in sözleri sunucunun tartışmalı bir şekilde işten çıkarılmasına yol açmıştı.
"Dekolteli bir kadına yapılan ihlal bana da yapılmış demektir", diyen Ünsal, daha da ileri giderek pek çok muhafazakar için tabu olan Lezbiyen Gay Biseksüel ve Trans (LGBT) bireylerin haklarına da değindi: "Bütün insan hakları onlar için de geçerli; yaşam hakkı, mülkiyet hakkı... Yaşadıkları yerden çıkartılıyorlar, ne hakla! Nefret suçu düzenlemesi onları da korumalı. Nefret suçunun en çok yöneldiği gruplar onlar. Yaşam tarzından dolayı mağdur olanlardan çok daha fazla mağdur oluyorlar. Başörtülüye yönelik bir yaralama, öldürme yok."
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.