“Bizim taburumuza verilen görev köyleri yakmaktı, orada kaldığımız süre içerisinde (...) 30 köyü yaktık. Köylere girince komutanlarımız askerleri ikişer, üçer kişi olarak evleri yakmakla görevlendiriyordu, evlere girip dışarı çıkın yakacağız diyorduk, eşyalarını boşaltmak için fırsat vermiyorduk”.
Bu sözler, geçtiğimiz haftalarda Diyarbakır Cumhuriyet savcısına ifade veren, 90’lı yıllarda askerlik görevini Güneydoğu Anadolu bölgesinde yapan bir kişiye ait.
90’lı yıllarda Türkiye'nin Güney Doğusunda 3000’den fazla köy ve mezra güvenlik güçleri tarafından boşaltıldı, yakıldı ve yıkıldı. O zaman askerler PKK’ya yardım ettiğinden şüphelenilen veya bir şekilde devletle iş birliği yapmayı reddeden köyleri rutin olarak boşaltıp, köylülerin bir daha geri dönmemeleri için de yakıp oturulamaz hale getiriyorlardı.
Bu korkunç uygulama bir terörle mücadele yöntemi olarak benimsenmişti. Güneydoğudan pek çok Kürdün ülkenin Batı illerine göç etmesinin altında yatan en önemli nedenlerden bir tanesi de köy ve evlerinin yok olmasına yol açan insanlık dışı bu uygulamalar olmuştur.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.