Almanya Cumhurbaşkanı Joachim Gauck'un 28-29 Nisan'da Türkiye'ye gerçekleştirdiği resmi ziyaret beklenenden daha tartışmalı geçti. Nedeni, Gauck'un alışıldık diplomatik rutini takip etmek dışında, hükümeti dört hassas konuda eleştirmesiydi: Son sosyal medya yasakları, Anayasa Mahkemesi'yle yaşanan gerilim, yargıya müdahale ve medyaya baskı konularında. Alman Cumhurbaşkanına sert tepki gösteren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise onu "yalan" konuşmakla suçladı. Erdoğan ayrıca, "halen bir rahip gibi" davrandığını ve "Almanya'daki Türk ateistleri desteklediğini" iddia ederek Gauck’u eleştirdi — ama rahiplikle ateizm arasında nasıl bir bağlantı olduğu biraz havada kaldı.
Erdoğan'ın yanı sıra Türk basının kimi sesleri de Alman Cumhurbaşkanının rahatsızlık yarattığı anlaşılan açıklamalarını eleştirdi. En yaratıcı vuruş hükümetin yılmaz savunucularından biri olan tabloid gazete Takvim'den geldi.Takvim manşetten Gauck'a beklenmedik bir unvan bahşetti: "Almanya İmamı!". Bu mantığa göre, Alman Cumhurbaşkanı Türk hükümetine yönelik eleştirilerini açıkça dile getirerek güya Fethullah Gülen hareketinin önemli bir ismi gibi hareket etmişti. Erdoğan'ın bir zamanlar ittifak kurduğu bu hareketi şimdi bir numaralı halk düşmanı ilan ettiği malum. Takvim’in açıklaması da şöyleydi: "Alman Cumhurbaşkanı Almanya imamı gibi cemaatin polis ve savcılarına sahip çıktı"
Takvim'in ciddiye alınmayı pek de önemsemeyen bir gazete olduğu unutulmamalı. Zira aynı gazete bir yıl önce CNN'denChristiane Amanpour ile sahte ve skandal bir söyleşi yayımlamıştı. Gazetenin manşetleri çoğu zaman sansasyonel ve abartılıdır. Ancak yine de Alman Cumhurbaşkanını sırf Erdoğan'ı eleştirdiği için Gülen hareketine hizmet etmekle suçlama refleksi, Türkiye'deki mevcut siyasi paranoyaya dair bir şeyler söylüyor.
Paranoyadan kastım, yargı ve poliste kilit mevkilerde bulunan kimi Gülen Hareketi mensuplarının yetkilerini hareketin amaçları doğrultusunda hatta hizipçilik için kullandıklarına dair şüpheler değil. Bu, zaten yıllardır muhtelif bağımsız yazarlar tarafından da dile getirilen bir konu. Bu yazarlar arasında tam da bu konuda bir kitap yazdıktan sonra bir yıl boyunca (2011-2012) tutuklu kalan gazeteci Ahmet Şık ve inanması güç suçlamalarla halen cezaevinde bulunan eski emniyet müdürü Hanefi Avcı da var. Erdoğan'ın "darbe girişimi" diye tel'in ettiği 17 Aralık yolsuzluk soruşturmasını başlatan savcı ve polislerin Gülen hareketinin üyeleri olduğunu düşünmek de oldukça makul. Zira cemaate bağlı medyanın savcı ve polislere verdiği destek ortada.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.