Ana içeriğe atla

Hem İslamcı hem feminist olunur mu?

Müslüman kadını “kurtarmaya” soyunan feministler ve diğer Batılı çevreler, kadının toplumsal katılımı için kamusal ve özel alan açmaya çalışan İslami feminizmi görmek istemiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

A Palestinian girl recites Koran to her teacher during a Koran memorization lesson on the first day of the holy fasting month of Ramadan at a mosque in Gaza City June 29, 2014.REUTERS/Mohammed Salem (GAZA - Tags: RELIGION SOCIETY EDUCATION) - RTR3W9WR
Yazar Lila Abu-Lughod, Harvard Üniversitesi Yayınevi’nde “Müslüman Kadınların Kurtarılmaya İhtiyacı Var Mı?” kitabı hakkında konuşurken, 10 Ekim 2013 — Harvard University Press

İslamcılık ve feminizm birbirine 180 derece zıt iki dünya görüşü. İslamcılık kadının özgürleşmesini baltalamakla suçlanıyor, feminizm ise kadını ataerkilliğin baskısından kurtarmaya çalışıyor. Toplumsal cinsiyet ikisinin de gündeminin merkezinde yer alsa da İslamcılık ve feminizm iki ayrı kavram. Yaygın inanışa göre bu ikisinin bir araya gelmesi mümkün değil. Ancak bugün dünyada pek çok feminizm ve İslamcılık türü olduğunu görebilenler bunun da pekâlâ mümkün olduğunu görecektir.

Batılı kadının siyasi, ekonomik ve toplumsal eşitlik mücadelesinden doğan feminizm hareketi bugün farklı kamplara ayrılmış durumda. Bunlardan biri kökenleri radikal feminizme dayanan daha eski nesil feministler. Bu kesim, kadını sadece yerleşik dini, yasal ve siyasi baskılardan değil; kapitalizm, hiper neo-liberalizm, estetik cerrahi ve alışverişle özdeşleşen dişil tüketim gibi daha yeni sömürü türlerinden de kurtarmak istiyordu. Bu anlayışın yerini şimdi bir çeşit liberal feminizm alıyor. Burada kadınlar başarmış olmanın simgesi olarak liberal ekonominin alanlarına çekiliyor.

Batılı feministler, gözlerini diğer kültürlerdeki hemcinslerine çevirdiğinde gördükleri kadınların ısrarla dışlanıyor olmasına, bedenlerini örtmesine ve erkek egemenliğine başkaldıramamasına hayret ettiler. Bu kadınları kurtarmaya, onları Batılı hemcinsleriyle aynı seviyeye taşımaya yemin ettiler. Ancak bu projenin başarısı daha baştan kuşkuluydu. Zira içinde eskimiş sömürgeci söylemlerin, oryantalist yaklaşımların ve Müslüman kadınlar başta olmak üzere diğer kadılara yönelik mesihvari bir kurtarma imasının izlerini taşıyordu.

Bazı feministler ise kadınların tek tip homojen bir kitle olmadığını, sınıf, ırk ve etnik köken gibi farklı hiyerarşik yapı ve aidiyetlerin ürünü olduğunu kavrayabildi. Bu kesim şunu gördü ki uluslararası hâkimiyet ve halklar arası eşitsizlikten bağımsız olmayan bir küresel feminist hareket, farklı kültürlerin ayrımcılık sorununu çözemez ve hedeflenen eşitliği sağlayamaz.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish