Ana içeriğe atla

Riada Akyol neden yazdığını anlatıyor

Riada Akyol gazetecilik üzerine düşüncelerini paylaştı

The residents of Sarajevo take cover from sniper fire behind a United Nations Protection Force (UNPROFOR) armoured vehicle in this 1993 file photo. Genocide, siege and massacre are for many people in Bosnia more than just words on Radovan Karadzic's indictment. They represent years of suffering, dead friends and nightmares that will always haunt them.    To match feature WARCRIMES-KARADZIC/LEGACY  REUTERS/Danilo Krstanovic/Files  (BOSNIA AND HERZEGOVINA) - RTR20HI6

Al-Monitor: Neden gazeteci olmaya karar verdiniz?

Akyol: Kosova ve Bosna Hersek’te geçirdiğim çocukluk yıllarımdan itibaren siyasi gerilimin gündemi belirlemesine (tıpkı Orta Doğu’da olduğu gibi) alışığım. Etnik temizlik, hatta Bosna Hersek’te yaşanan soykırım gibi uç olayları ilk elden öğrendim. 90’larda Balkanlarda yaşanan katliamlar bana sesini yükseltmenin ya da yazarak birilerinin sesi olmanın önemini öğretti. Geniş kitlelere farklı hikâyeler anlatma ve hem çarpıcı hem de kişisel olarak önemli bulduğum konulara yeni ışıklar tutma fırsatı bulduğum için minnettarım.

Al-Monitor: Mesleğe başlarken örnek aldığınız kadın gazeteciler var mıydı? Varsa kimlerdi?

Akyol: Christiane Amanpour ismi bazılarına çok klişe gelebilir ama Bosna savaşında sergilediği korkusuz muhabirlik onu benim aklıma cesur, adanmış bir kadın gazeteci örneği olarak kazıdı. Amanpour kısa süre önce benim de takdir ettiğim bir ilkesini yeniden anımsatarak şöyle dedi: “Nesnellik, tüm taraflara adil söz hakkı tanımaktır, sahte bir ahlaki denklik oluşturmak değildir. (Saldırgan ile mağdur arasındaki çizgi bulanıklaştırılmaz.)” Bugün onu izlemeye devam ederken yaptığı önemli işlerde aynı tutarlılığı sürdürmesini umuyorum.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish