Ana içeriğe atla

Türkiye Suriye’deki kırılgan barış çerçevesini tehdit ediyor

Türkiye Suriyeli Kürtlere saldırırken Erdoğan Suriye’deki “kan gölü” nedeniyle ABD’yi sorumlu tutuyor. Ankara ve Riyad Suriye’de kara harekâtı ihtimalini gündeme getiriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

A woman makes her way through the rubble of damaged buildings after airstrikes by pro-Syrian government forces in the rebel held town of Dael, in Deraa Governorate, Syria February 12, 2016. REUTERS/Alaa Al-Faqir - RTX26N2E
Suriye’de hükümet yanlısı güçler tarafından bombalanan Dara vilayetinin isyancı kontrolündeki Dail kasabasında yıkık binaların enkazında yürüyen bir kadın, 12 Şubat 2016 — REUTERS/Alaa Al-Faqir

Türk ordusunun ABD ile iş birliği yapan Suriyeli Kürtleri hedef alması ve Türk ve Suudi askerlerinin Suriye’ye girme ihtimali, Uluslararası Suriye Destek Grubu’nun (USDG) geçen hafta mutabık kaldığı kırılgan barış çerçevesini alt üst edebilir. Türk ve Suudi kara kuvvetlerinin Suriye’ye girmesi, savaşın büyük ölçüde tırmandırma ve Suriye halkına yeni ıstıraplar yaşatma riskini beraberinde getirir.

Türk Dışişleri Bakanı Mevlut Çavuşoğlu 13 Şubat’taki açıklamasında Suudi Arabistan’ın İncirlik Hava Üssü’ne savaş uçağı göndereceğini ve her iki ülkenin Suriye’de kara operasyonu seçeneğini değerlendirdiğini söyledi. Çavuşoğlu şöyle konuştu: “Bu bir temenni, planlanmış bir şey değil. Suudi Arabistan uçak gönderiyor, ‘Gerektiği zaman kara operasyonu için asker de gönderebilirim.’ diyor.” Suudi Dışişleri Bakanı Adil El Cubeyr ise muhtemelen ABD’nin talebi üzerinde 14 Şubat’ta konuya şöyle açıklık getirdi: “Krallığın Suriye’de herhangi bir kara harekâtına özel kuvvet gönderme isteği Daeş (İslam Devleti) karşıtı koalisyona, yani ABD önceliğindeki koalisyona kara unsuru eklenmesi yönünde bir karar alınmasına bağlıdır. Dolayısıyla bunun zamanlaması bizimle ilgili değildir.”

ABD Savunma Bakanı Ashton Carter, ABD’nin Türkiye dâhil kimi bölgesel müttefiklerinin İslam Devleti (İD) karşıtı koalisyona yetersiz katkılarından dolayı hayal kırıklığı ifade etmişti. Carter’ın 11 Şubat’ta Suudi Arabistan’dan İD karşıtı hava harekâtına katkısını artırma sözü aldığı bildiriliyor. Bunun yanı sıra eğitim ve kara kuvvetleri konularının da görüşüldüğü söyleniyor.

Bu sütun Suudi Arabistan ve Türkiye’nin İD karşıtı hava harekâtına daha fazla katkı vermesini destekler. Ancak Suudi Arabistan ve Türkiye’nin Suriye’deki menfaatleri bu terör örgütünü bertaraf etme konusunda ABD’nin menfaatleriyle tam olarak uyumlu değil. 9 Şubat’ta Senato İstihbarat Komitesi’ne ifade veren Ulusal İstihbarat Başkanı James Clapper, örgütü “Suriye ve Irak’ta ilan ettiği kendinden menkul hilafet devleti, başka ülkelerde var olan ve filizlenen kolları, dünya üzerinde çok çeşitli hedeflere saldırı düzenleme ve bu tip saldırılara ilham verme kabiliyeti nedeniyle başlıca terörist tehdit” olarak tanımladı.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish