Ana içeriğe atla

Avrupa istihbarat ağlarını birleştirmek zorunda

İsrailli güvenlik uzmanlarına göre Avrupa’da çok sayıda istihbarat teşkilatının olması ve bunların yeterince iş birliği yapmaması İslam Devleti’yle mücadeleyi aksatıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

European Union foreign policy chief Federica Mogherini reacts to news of the Belgium blasts during a joint news conference with Jordanian Foreign Minister Nasser Judeh at the Ministry of Foreign Affairs in Amman March 22, 2016. REUTERS/Muhammad Hamed      TPX IMAGES OF THE DAY      - RTSBM88
Amman’da Ürdün Dışişleri Bakanı Nasır Cude ile düzenlediği ortak basın toplantısında Brüksel saldırılarının haberini alan Avrupa Birliği Dış Politika Temsilcisi Federica Mogherini, 22 Mart 2016 — REUTERS/ Muhammad Hamed

İsrail istihbarat teşkilatı MOSSAD’ın eski bir yetkilisi İslam Devleti’nin (İD) son durumunu Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “İD üzerinde baskının artması örgütü hareket tarzını değiştirmeye itiyor. Son haftalarda epey toprak kaybeden örgüt askeri yenilgileri sindirmeye çalışıyor. Bu bağlamda İD’in strateji değiştirdiğine dair işaretler var. Önceleri genişlemeye, hilafet devletinin inşasını sürdürmeye çalışan örgüt şimdi hayatta kalma, mevcut kazanımlarını koruma anlayışına kayıyor. Ayrıca Batı’da hassas noktalara yönelik çok sayıda, nitelikli terör saldırılarının düzenlenmesine vurgu yapıyor ve daha yakın olan, görece rahat hareket edebildiği Avrupa’ya odaklanıyor.”

İsrail’in istihbarat ve güvenlik birimleri son aylarda benzer sonuçlara varıyor. Yapılan değerlendirmelere göre İD çok daha tehlikeli bir yapıya evriliyor. Eski yetkili “Karşımızda yeni bir savaş alanı var. Batı dünyası bu savaş alanını okumayı öğrenmeli, hazırlığını yapmalı ve mücadeleye derhal başlamalı. Zaman kaybetmek büyük zararlara neden olur.” diye konuşuyor.

İsrail Savunma Bakanı Moşe Yaalon İD’in 22 Mart Brüksel saldırılarının ardından “Bu, ortak değerlerimize karşı üçüncü bir dünya savaşıdır.” ifadesini kullandı. Başbakan Benjamin Netanyahu ise Washington’daki AIPAC kongresinde yayımlanan, önceden kaydedilmiş konuşmasında şöyle dedi: “Ben Gurion Havaalanı’na her gün üst düzey heyetler iniyor. Bunlar Amerika’dan, Avrupa’dan, giderek artan sayıda da Asya’dan, Afrika’dan, Latin Amerika’dan geliyor. (…) Hepsi halklarını daha iyi korumak için İsrail’in kanıtlanmış güvenlik ve istihbarat kabiliyetlerinden yararlanmak istiyor.”

Öte yandan isminin gizli kalmasını isteyen kıdemli bir İsrail güvenlik yetkilisi şu uyarıda bulunuyor: “İsrail’in bu konuda biraz tevazu göstermesi gerekir. Terörle mücadeleyi herkesin bizden öğrendiği doğru ama biz de bugün elinde çoğunlukla bıçak veya el yapımı silah olan gençlerin sürdürdüğü terör dalgasıyla baş edemiyoruz.” Bu ihtiyatlı yaklaşım bir yana Batı dünyası, İslamcı terörle mücadelede en deneyimli ülkenin İsrail olduğunu biliyor. İsrail devleti kurulduğu günden beri İslamcı terörle birlikte yaşıyor.

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish