Türkiye’de 15 Temmuz’daki darbe kalkışmasının dış politikaya, özellikle de Suriye siyasetine yansımaları nasıl olacak? 24 Kasım’da Rus uçağını düşüren Türkiye’nin geçen ay Moskova’dan özür dilemesi üzerine Rusya ile başlayan normalleşme sürecinin Suriye’de bir U dönüşünü kolaylaştıracağı umuluyordu. Başbakan Binali Yıldırım da sonradan “Esad değişmeli” şerhini düşse de Suriye ile ilişkilerin normalleşeceğini söylemişti.
Kuşkusuz Suriye siyasetini tayin eden çok sayıda faktör var. Hâlihazırda tatmin edici düzeyde olmayan İslam Devleti’ne (İD) karşı uluslararası koalisyonla ortaklık, Rojava ve Kürtlere karşı düşmanca politika, Suriye yönetimine karşı savaşan örgütlere destek, El Kaide’nin Suriye uzantısı Nusra Cephesi ve Ahrar El Şam benzeri Selefi grupların hedef listesine eklenmesi gibi bir dizi gerilimli konu belirsizliğini koruyor.
Suriye siyasetinin değişeceğine dair sinyal, Körfez’deki dostların canını sıksa da sahadaki bazı unsurlar hala kendi kaderlerini Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kaderiyle birlikte görüyor. Ahrar El Şam’ın darbeyi kınayıp Erdoğan’a destek mesajı yayımlaması, bazı muhaliflerin Bab El Havva kapısına Türkiye ve ‘Suriye devrimi’ bayraklarıyla yürümesi ve Türkiye’deki mültecilerin darbeye karşı gösterilere katılması AKP’ye dair umutların sönmediğini gösteriyor. Hakeza Mısır, BM Güvenlik Konseyi’nde darbenin kınanmasını engellerken Katar, Müslüman Kardeşler ve Hamas, Erdoğan’a güçlü desteğini açıkladı. Bu destek, Erdoğan’a ‘yönünü değiştirme’ mesajı içeriyor.
İçeriden bakıldığında Erdoğan’ın cami minarelerinden yaptırdığı çağrı ile darbeye karşı sokaklara döktüğü kitlelerin de genel hissiyatı Suriyeli muhaliflere verilen desteğin sürmesi yönünde.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.