Türkiye, iktidardaki Ak Parti ile yeni müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) arasındaki uzlaşı sonucunda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır istediği başkanlık sistemine hiç olmadığı kadar yakın. Parlamento anayasa değişikliğini yüksek ihtimalle 2017’nin başında oylayacak. Halkın son sözü söyleyeceği referandumun ise nisan ya da mayısta yapılması bekleniyor. Erdoğan’ın kamuoyu desteği düşünüldüğünde sandıktan “evet” çıkması kesin olmasa bile yüksek ihtimal.
Böylesi büyük bir dönüşümün teknik ayrıntıları başka bir mesele. Dış gözlemciler bu köklü değişimin tarihsel olarak ne anlama geleceğini merak ediyor. Erdoğan’ın siyasi İslam geleneğinden geldiği ve son yıllarda giderek daha çok benimsediği İslamcı söylem düşünüldüğünde pek çok kişinin aklına ‘Başkanlık sistemi laik Türkiye’nin sonu mu olacak sorusu?’ geliyor. Bir diğer deyişle, Türkiye’nin bir “İslam cumhuriyeti”ne dönüşüp dönüşmeyeceği merak ediliyor.
Bunun yanıtı göründüğünden daha karmaşık. Bir yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda 1937’den bu yana var olan laiklik ilkesinin çıkarılacağını ve devletin dininin İslam olarak tanıtılacağını düşünmek için hiçbir sebep yok. Ak Parti hiçbir zaman böylesi radikal bir değişimi savunmadı. Hatta Meclis Başkanı İsmail Kahraman geçen yıl buna benzer bir öneri gündeme getirdiğinde Erdoğan laikliğin dine düşman olmayan bir tanımını savunarak bu fikri reddetmişti.
Dahası, MHP’nin yeni anayasa sürecine katılımı da laiklik ilkesinin korunacağının bir diğer göstergesi. MHP muhafazakar Sünni tabana hitap eden bir parti olsa da laiklikle hiçbir zaman büyük bir sorunu olmadı. Nitekim, Devlet Bahçeli’nin anayasa görüşmelerine katılma şartlarından biri de Anayasa’nın değiştirilemez ilk üç maddesine dokunulmamasıydı. Basında çıkan haberlere göre bu koşul kabul edilmiş görünüyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.