Kuvvetler ayrılığını zayıflatıp kontrol mekanizmalarını işlevsiz kılacak şekilde Türkiye’yi başkanlık sistemine taşıyan anayasa referandumu Türk dış politikasını etkileyecek boyutlar içeriyor.
Referandumdan çıkan tartışmalı yüzde 51 “Evet” sonucunun Avrupa ile köprüleri yeniden kurmaya yardımcı olması imkânsız. Hem değişikliklerin AB kriterlerinin ruhuna aykırı olması hem de Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın (AGİT) işaret ettiği üzere oylamanın adil, şeffaf ve güvenilir geçmediği yönündeki tespitler Avrupa-Türkiye ilişkilerinde yeni bir kırılma noktası yarattı.
Yeni dönemde AB üyelerinin referandumdan önce olduğu gibi Türkiye’yi idare eden teskin politikasını sürdürmesi zor.
Haliyle, “yeni Haçlılar” ve “yerli uşakları”yla mücadele ettiğini öne sürüp Batı karşıtlığını körükleyen ve artan oranda milliyetçi retoriğe bel bağlayan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, fiili durum kanıksanmadığı sürece AB’ye üyelik sürecini çöpe atacak hamlelerden kaçınmayabilir. Zafer konuşmalarında idamı geri getirmekten bahsetmesi de AB’yle kopuşa dair bir diğer kötü sinyal.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.