TAHRAN — İran, kendisine deniz ablukası uygulayan ve Hint Okyanusu'nda petrol tankerlerine el koyan ABD’ye karşı söylemini sertleştiriyor. ABD’yi “korsanlığı meşrulaştırmak” ile suçlayan İran, tüm bunların deniz güvenliği açısından sonuçlar doğuracağı uyarısında bulunuyor.
Ancak diplomatik öfkenin arkasında çok daha karmaşık bir tablo beliriyor: Ortada, bir yandan ekonomik can damarlarını ayakta tutan ticaret yolları üzerindeki artan baskıyla baş etmeye çalışan, diğer yandan iç kamuoyuna güven vermeye çalışan bir devlet var.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi 27 Nisan’da yapığı sert bir paylaşımda ABD'nin eylemlerini “korsanlığın ve silahlı soygunun açıkça meşrulaştırılması” olarak tanımladı ve dünyanın “korsanların geri dönüşüne” tanık olduğunu “ancak bu kez korsanların hükümetçe verilen emirlerle hareket ettiklerini, resmi bayraklar altında seyrettiklerini ve yağmacılığı ‘yasaları uygulatma’ olarak adlandırdıklarını” ekledi. Bu açıklamaların öncesinde ABD'li yetkililer, her biri yaklaşık 1,9 milyon varil İran petrolü taşıdığı iddia edilen iki gemiyi durdurduklarını duyurmuştu.
Tahran diplomatik ataklarına hız verirken içeride de sükûnet görüntüsü vermeye çalışıyor. Yetkililer ile devlete yakın medyanın vermek istediği başlıca mesaj, Başkan Donald Trump'ın baskısının ciddi olduğu fakat bunun ne belirleyici ne de sürdürülebilir bir unsur olduğu yönünde.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.