Ana içeriğe atla
Interview

Barzani SİHA saldırılarına karşı ABD’den hava savunma desteği istiyor

Irak Kürdistanı Başbakanı Mesrur Barzani Al-Monitor’a verdiği mülakatta ABD ile ilişkileri övdü ve ABD’nin Türkiye’yi de içeren bölgesel ekonomik entegrasyon politikasına destek verdi.

Masrour Barzani, Prime Minister of the Iraqi Kurdistan Regional Government, gives a press conference in the autonomous region's capital Arbil on June 25, 2025.
Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani 25 Haziran 2025’te özerk bölgenin başkenti Erbil’de düzenlediği basın toplantısında — SAFIN HAMID/AFP via Getty Images — SAFIN HAMID/AFP via Getty Images

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KBY) Başbakanı Mesrur Barzani, İran’ın ve Irak’taki İran bağlantılı milislerin silahlı insansız hava araçları (SİHA) ile oluşturduğu tehdide karşı bölgenin hava savunma kabiliyetlerinin arttırılmasını istiyor.

17 Ağustos’ta meydana gelen son saldırıda Barzani’nin özel çalışma ofisi ve KBY Güvenlik Konseyi başkanının evi hedef alındı.

ABD ve İsrail’in İran’a karşı savaş başlattığı 28 Şubat tarihinden bu yana Kürdistan Bölgesi’ne yönelik 1000’den fazla saldırı gerçekleşti.

Al-Monitor’a kapsamlı bir mülakat veren Barzani, “Komşularımızın hiçbirini kışkırtmadık, kimsenin güvenliğini tehdit etmedik” dedi ve İran’ı kastederek, “Neden bize saldırdıkları sorusunu onlara sormak gerekir” diye ekledi. 

Barzani, “Bize gözdağı vermeye ve belki de bizi şiddetle direndiğimiz bir şeyin içine çekmeye çalışıyorlar. Biz bu çatışmanın parçası olmak istemiyoruz” ifadesini kullandı.

İran’ın saldırılarla ilgili sorumluluk kabul etmediği anımsatıldığında Barzani şöyle konuştu: “Başka kimsenin sahip olmadığı bu insansız hava araçlarının [ülke dışındaki hedefleri vurmak için] başkası tarafından nasıl kullanılabildiğini bulmak İran makamlarına düşer.”

Barzani, Irak Kürdistanı’nda kalan son ABD eğitim ve destek birliklerinin çekilmesi ve Patriot hava savunma sistemlerinin götürülmesi konusunda endişelerini dile getirdi.

“Bu tehditlere karşı bizi koruyabilecek etkili sistemler temin edemedik” diyen KYB Başbakanı, bu tür kabiliyetleri edinmek için çalışmaların sürdüğünü belirtti ve ekledi: “Neyse ki Amerikalı dostlarımız bölgeye destek sağlıyor ve şu ana kadar onlara bel bağladık. Bu destek, gelen füze ve SİHA’ların çoğunu önlemekte bir hayli başarılı oldu.”

Irak Kürdistanı’nın “saldırıya açık durumda” olduğunu belirten Barzani, “Bu saldırılar devam edemez. Söz konusu hava savunma sistemlerinin geri çekilmesi bizi kesinlikle riskli bir duruma sokacak. Bu fırsattan faydalanarak tüm dostlarımıza, kendimizi savunabilmemiz için bu kabiliyetleri kazanmamıza yardım etmeleri çağrısında bulunuyorum” diye konuştu.

İç siyasete gelince, Barzani, Irak Başbakanı Ali El Zeydi’yi “samimi ve güvenilir bir lider ve dost” olarak tanımladı ve şöyle devam etti: “Ülke için doğru olanı yapıyor. Yolsuzlukla mücadele olsun, hukuku tüm gruplar için üstün kılma çabası veya milislerin silahsızlandırılması olsun, kendisine ve yürüttüğü çalışmalara tam desteğimizi ifade ettik.” 

Zeydi’nin Irak’taki silahlı milislerin silahsızlandırılması için son tarih olarak belirlediği 30 Eylül’den sonrası için beklentileri sorulduğunda Barzani, silahlı grupların bu tarihe kadar gerekeni yapacağını umduğunu söyledi.

“Kimsenin ülkede silahlı bir çatışma veya bir kargaşa çıkmasını istediğini sanmıyorum” diyen Barzani, “Ama hükümet tabii ki halkı korumak, egemenliğini korumak ve ülkeyi savunmak için ne gerekiyorsa yapmak zorunda” dedi ve bunun çok zor bir iş olacağını söyledi.

Milislerin riayetinin ABD ile İran arasındaki gelişmelere bağlı olup olmadığı sorusunu Barzani şöyle yanıtladı: “İnsanlar Irak’taki meseleleri hep İran’da olup bitenlerle ilişkilendirir ki bu, bariz bazı sebeplerden dolayı doğrudur. Ancak bu mesele Irak’ın meselesidir ve Iraklılar, İran çatışmasının gidişatı ne olursa olsun, öncelikle kendi ulusal çıkarlarını ve ülkelerinin güvenliğini ve istikrarını düşünmek zorunda.”

Barzani ayrıca Trump yönetiminin bölgesel istikrarı ve ekonomik entegrasyonu teşvik etme çabalarına güçlü destek ifade etti. 

Enerji sektörü başta olmak üzere Amerikan şirketleri ile işbirliğine vurgu yapan Barzani, şöyle konuştu: “Amerikan şirketlerine daima sıcak baktık ve aslında ABD’li firmalarla sözleşmeler imzalamak baştan beri bizim inisiyatifimizdi ve bu da Bağdat’ı aynı yönde teşvik etti. (…) Yeni şirketleri çekmekle kalmamalıyız, aynı zamanda bu şirketlerin bölgemizdeki yatırımlarının, çalışanlarının ve menfaatlerinin korunduğu bir ortam sağlamalıyız.”

Barzani ayrıca Ekim 2024’teki bölgesel seçimlerin üzerinden 20 ayı aşkın bir zaman geçmesine rağmen Kürdistan Bölgesi’nde yeni hükümetin hâlâ kurulamamış olmasından üzüntü duyduğunu belirtti. “Dostluk elimi uzatmaya devam edeceğim ve herkesi hükümeti kurmak üzere bize katılmaya davet edeceğim. Kürdistan halkının menfaatleri bunu gerektiriyor” dedi. 

Görüşmemizin sonunda Kürdistan Bölgesi’nin ABD ile ilişkilerinin önemine bir kez daha değinen Barzani, şu ifadeleri kullandı: “ABD’nin Irak’tan askerlerini çekme kararı aldığını biliyorum ve ABD’nin kendi kararlarını almasını destekliyoruz. Sadece bu çekilmenin bölgede bir güvenlik boşluğu yaratmamasını umuyoruz. ABD ile olan güçlü ilişkilerimizi güvenlik işbirliğinin ötesinde sürdürmek istiyoruz. Ekonomik ortaklığımızı ve siyasi ilişkilerimizi artırmak istiyoruz. Kürdistan Bölgesi, Amerika’nın bölgedeki en güvenilir ortağı olmaya devam edecek.”

Gramatik düzeltmeler ve netlik amacıyla hafif bir redaksiyondan geçen mülakatın tam metni şöyle: 

Al-Monitor: 17 Ağustos’ta çalışma ofisinizi ve KBY Güvenlik Konseyi başkanının evini hedef alan SİHA saldırılarını “tehlikeli bir tırmanış ve Kürdistan Bölgesi’nin güvenliği ve istikrarına yönelik doğrudan tehdit” olarak tanımladınız. Buna ilaveten, savaşın başlamasından ve hatta öncesinden bu yana bölgeniz İran’ın ve İran bağlantılı milislerin 1000’den fazla SİHA saldırısına maruz kaldı. Bu saldırıların arkasında sizce nasıl bir motivasyon var?

Barzani: Öncelikle, hiçbir sebebi ve haklı gerekçesi olmayan bu saldırıları kınıyoruz. Daha önce de bahsettiğim gibi bu süre zarfında 1000’den fazla saldırı oldu. Sadece Amerikan üsleri değil, altyapımız, enerji tesislerimiz, bazı üslerimiz ve son zamanlarda da konutlar hedef alındı. Son saldırı benim özel çalışma ofisime yönelikti.

Tutumumuz ilk günden beri çok açık: Bu çatışmanın parçası olmak istemiyoruz. Komşularımızın hiçbirini kışkırtmadık, kimsenin güvenliğini tehdit etmedik. Neden bize saldırdıkları sorusunu sanırım onlara sormak gerekir. 

Bizim de izaha ihtiyacımız var. Kürdistan bölgede hiçbir ülkenin güvenliğine tehdit oluşturmazken niçin saldırıya uğradığının açıklamasını onlardan bekliyoruz.

Bizim gördüğümüz kadarıyla bize gözdağı vermeye ve belki de bizi şiddetle direndiğimiz bir şeyin içine çekmeye çalışıyorlar. Biz bu çatışmanın parçası olmak istemiyoruz.

Öte yandan, halkımızı ve altyapımızı korumakla yükümlüyüz ve bunu yapmaya devam edeceğiz. Umarım uluslararası toplum ve Irak federal hükümeti de hem genel olarak ülkenin egemenliğini ve bütünlüğünü hem de özel olarak Kürdistan’ı koruma konusunda bize destek verir.

Al-Monitor: İran dışişleri bakanı saldırıları kınadı ve İran’ın sorumlu olmadığını iddia etti.

Barzani: Evet, duyduklarımız böyle. Resmi olarak kınadılar. [İran] cumhurbaşkanı yardımcısı da aynı şeyleri söyledi. 

Bildiğimiz tek şey, bu SİHA’ların İran yapımı Hadid-110 turbo olduğu ve İran’dan geldiğidir. O zaman bunları kim gönderdi? Bunların arkasında kim var? Bunlardan kim sorumlu?

Başka kimsenin sahip olmadığı bu insansız hava araçlarının başkası tarafından nasıl kullanılabildiğini, Irak içindeki sınır ötesi hedeflere nasıl gönderildiğini bulmak İran makamlarına düşer. Bu sorunun yanıtını İran makamları vermeli ve bu saldırılardan kimin sorumlu olduğunu herkese açıklamalılar. 

Al-Monitor: İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf şu anda Irak’ta. Irak Kürdistanı’na yönelik SİHA saldırılarının gündeme gelmesini bekliyor musunuz?

Barzani: Evet, bu konunun gündeme geleceğine inanıyorum çünkü Başbakan Zeydi bize karşı çok destekleyici oldu. Saldırıları kınadı ve bu saldırganlık eyleminin soruşturulmasını istedi. Dolayısıyla iki taraf için önem arz eden başka konuların yanı sıra bu konunun da görüşüleceğini düşünüyorum.

Al-Monitor: ABD’nin 30 Eylül hedef tarihinden önce Kürdistan Bölgesi’nden Patriot füzelerini ve ilgili personeli çektiği haberini ilk Al-Monitor duyurdu. Bu adım güvenlik durumunuzu nasıl etkiliyor?

Barzani: Malumunuz, bize yönelik SİHA ve füze saldırılarının sayısı 1000’i buldu. Dolayısıyla güvenlik ve istikrarımızın tehdit altında olması bir varsayım değil. Tehdit ortada ve saldırılar yaşanıyor. Ölü ve yaralılar var. Altyapımız, tesislerimiz zarar görüyor.

Bu SİHA’lara ve füzelere karşı yeterli hava savunma sistemlerini temin etmek için elbette ki çabalıyoruz ve ABD dâhil olmak üzere dostlarımızdan yardım istemeye devam ediyoruz.

Ne yazık ki bu tehditlere karşı bizi koruyabilecek etkili sistemler temin edemedik. Neyse ki Amerikalı dostlarımız bölgeye destek sağlıyor ve şu ana kadar onlara bel bağladık. Bu destek, gelen füze ve SİHA’ların çoğunu önlemekte bir hayli başarılı oldu.

Ancak tabii ki hepsinin önlenemediği durumlar oldu çünkü çeper, yani korunan alan çok sınırlı.

Dolayısıyla saldırıya açık durumdayız ve bölgemiz ne yazık ki Orta Doğu’da çok çalkantılı bir bölgede yer alıyor. Bu saldırılar devam edemez.

Söz konusu hava savunma sistemlerinin geri çekilmesi bizi kesinlikle riskli bir duruma sokacak. Bu nedenle bu adımın bizi savunmasız bırakan bir güvenlik boşluğu yaratmasını istemiyoruz.

Umarız ki hava savunma sistemleri, erken uyarı sistemleri, SİHA’lara karşı koruma ve belli ölçüde savunma kabiliyeti edinmek için dostlarımızla beraber bir yol bulabiliriz. Böylece sadece kendimizi değil, Kürdistan’da yaşayan herkesi, enerji sektörümüzü, altyapımızı ve tüm bölgeyi koruyabiliriz.

Bu elzem bir şey ve bu fırsattan faydalanarak dostlarımıza, tüm dostlarımıza, kendimizi savunabilmemiz için bu kabiliyetleri kazanmamıza yardım etmeleri çağrısında bulunuyorum.

Al-Monitor: Bu kabiliyetleri arttırmak ve geliştirmek için ABD yönetimiyle görüşmeye başladınız, değil mi? Görüşmeler sürüyor mu?

Barzani: Evet, tabii ki. ABD bizim dostumuz, ortağımız. Bize güvenlik ve koruma sağlıyorlar ve tabii ki onlardan ricada bulunduk, konuyu gündeme getirdik. Bize yeterli savunma sistemleri temin edilebilmesi için desteklerini istemeye devam edeceğiz.

Al-Monitor: ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Irak ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack 17 Ağustos saldırılarını kınarken şahsınızdan “dostumuz ve kıymetli ortağımız” diye bahsetti, KBY için de “güvenilir Kürt müttefikimiz” dedi. Washington ile Iraklı Kürtler arasında Saddam Hüseyin’e muhalefet ve Saddam Hüseyin’in devrilmesi, Irak’ın demokrasiye geçişi ve IŞİD’le mücadele gibi pek çok konuda güven, işbirliği ve iyi niyete dayalı bir geçmiş var. ABD-KBY ortaklığı eskisi kadar kıymetli mi? Yoksa bugün daha da mı kıymetli? Nasıl tanımlarsınız?

Barzani: İlişkilerimiz tabii ki çok kıymetli. ABD’nin müttefiki ve ortağı olmaktan çok gurur duyuyoruz. 

Büyükelçi Barrack’a açıklamaları ve desteği için çok minnettarım. Bunlar benim için şahsi olarak çok anlamlı. Kendisi harika bir dost ve müttefik, bölgeyi de çok iyi biliyor. Sadece Irak’ta değil, Suriye’de ve bölgenin genelinde istikrar sağlamaya çalışıyor. Onunla çalışmaktan, ülkeyi nasıl istikrara kavuşturabileceğimiz konusunda fikir paylaşmaktan, ayrıca Irak Başbakanı’yla, diğer tüm müttefiklerimizle çalışmaktan son derece memnunum. Sürekli temas hâlindeyiz. 

Bildiğiniz gibi ABD daima Kürdistan ve Kürtler için güvenilir bir dost ve müttefik oldu. Amerikalıların bizim için yaptıkları her şeye değer veriyor, minnettarlık duyuyoruz. Bu ilişkinin bugün her zamankinden daha önemli olduğunu düşünüyoruz.

Bölgedeki Amerikan kuvvetlerinde bir azalma olacağını biliyoruz ama ilişkilerimizin bu noktanın ötesine geçeceğini ve farklı biçimlerde devam edeceğini umuyoruz.

Amerikalı dostlarımızla olan ilişkilerimizin kıymetini ne kadar vurgulasam azdır.

Al-Monitor: Irak Başbakanı Zeydi’ye desteğinizi defalarca ifade ettiniz. Bu ilişkiyi, özellikle de bir önceki Irak hükümetiyle kıyasladığınızda nasıl tanımlarsınız? Önümüzdeki süreçte ne gibi zorluklar öngörüyorsunuz?

Barzani: Başbakan Zeydi’yi samimi ve güvenilir bir lider ve dost olarak görüyorum. Ülke için doğru olanı yapıyor.

Yolsuzlukla mücadele olsun, hukuku tüm gruplar için üstün kılma çabası veya milislerin silahsızlandırılması olsun, kendisine ve yürüttüğü çalışmalara tam desteğimizi ifade ettik. Yani bunlar, Irak’ın bugün ihtiyaç duyduğu şeyler, dolayısıyla tam desteğimize sahip. Onu destekliyoruz.

Ülkenin mustarip olduğu başka sorunların da olduğu ortada, ekonomi ve geçmişten gelen bazı sorunlar gibi.

O bu sorunları çözmenin, aşmanın yollarını arıyor ve bizim desteğimize sahip. Onu bugüne dek koşulsuz destekledik ve inşallah ülkeye daha fazla istikrar getirmek, Kürdistan dâhil Irak’taki tüm halklara daha fazla güvenlik sağlamak adına desteklemeye devam edeceğiz.

Al-Monitor: Silahlı milislerin silahlarını teslim etmeleri için son tarih olan 30 Eylül’den sonra Irak’ta neler olacak?

Barzani: Umarım herkes kanunlara ve başbakanın kararnamelerine riayet eder, eğer başbakan kayıt dışı tüm silah ve güçlerin hükümete teslim edilmesi gerektiğine karar verirse…

Bu silahların sahipliği hükümete geçmeli ve söz konusu gruplar Irak güvenlik güçlerine entegre edilmeli. Umarım herkes söz dinler ve başbakanla işbirliği yapar. Aksi hâlde, sonuçların sorumluluğunu üstlenmeleri gerekir diye düşünüyorum.

Kimsenin ülkede silahlı bir çatışma veya bir kargaşa çıkmasını istediğini sanmıyorum ama hükümet tabii ki halkı korumak, egemenliğini korumak ve ülkeyi savunmak için ne gerekiyorsa yapmak zorunda. Dolayısıyla tüm taraflar başbakanla işbirliği yapmazsa bu iş çok zor olacak.

Al-Monitor: ABD ile İran arasında yaşanacak gelişmeler, çatışmanın tırmanması veya bir çözüme varılması da bu konuda oldukça belirleyici olacak, değil mi? 

Barzani: İnsanlar Irak’taki meseleleri hep İran’da olup bitenlerle ilişkilendirir ki bu, bariz bazı sebeplerden dolayı doğrudur. Bölgede olup bitenler Irak’taki durumu etkiler.

Ancak bu mesele Irak’ın meselesidir ve Iraklılar, İran çatışmasının gidişatı ne olursa olsun, öncelikle kendi ulusal çıkarlarını ve ülkelerinin güvenliğini ve istikrarını düşünmek zorunda.

Irak halkı kendi ulusal çıkarlarını düşünmeli ve Irak’ı tüm bu acılardan, sıkıntılardan ve zorluklardan kurtarmaya çalışan başbakana destek vermeli.  

Al-Monitor: ABD’nin Irak, Türkiye ve Suriye’deki istikrar ve entegrasyon politikasına destek bakımından KBY sizin liderliğinizde kritik bir ortak oldu. KBY bu kapsamda Suriye ve Türkiye’deki Kürt meselelerinde de paha biçilmez bir arabulucu oldu. Kürdistan Bölgesi’nin bu rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu, Türkiye ve Suriye ile ilişkilerinizi nasıl etkiliyor?

Barzani: Bildiğiniz gibi Türkiye’yle aramız iyi ve artık Suriye hükümetiyle de iyi ilişkilerimiz var. Her iki sınırın ötesindeki halklarla tarihsel ilişkilerimiz var. Uzun bir tecrübe, büyük bir tarihsel birikim söz konusu. Ortak çıkarlarımız var, dolayısıyla çevremizdeki ülkelerle paylaştığımız pek çok ortak değer ve menfaat var. Türkiye ve Suriye bağlamında, Türkiye’deki barış sürecine ve Suriye’de birliğin yeniden sağlanmasına ve yepyeni bir sistemin kurulmasına yardım etmeye, yapıcı ve olumlu bir unsur olmaya çalışıyoruz. Rolümüz bu ülkelere destek vermek şeklindedir ve şu ana kadar yaptıklarımızdan, başardıklarımızdan memnun olduğumuzu söyleyebilirim.

Al-Monitor: Ekonomik bağlamda, Trump yönetimi, bölgesel boru hattı ağlarının genişletilmesi dâhil olmak üzere Irak, Türkiye ve Suriye arasındaki bölgesel entegrasyonu destekliyor ve bu bağlamda Kürdistan Bölgesi’nde ve genel olarak Irak’ta ekonominin ve enerji sektörünün kalkınmasına katkı yapan Amerikan şirketlerine öncelik tanıyor. Geçtiğimiz sene Al-Monitor, Kürdistan Bölgesi’nin enerji potansiyeli konulu büyük bir konferansa ev sahipliği yaptı. Bu konferansa Enerji Bakanı Chris Wright, önde gelen uzmanlar ve iş insanlarının yanı sıra siz de katıldınız ve herkes bu rolü ve potansiyeli teyit etti. Ve KBY sizin yönetiminizde Washington’un desteğiyle bir mekanizma hayata geçirerek önemli bir adım attı. Bu mekanizma kapsamında KBY, ABD’li ve uluslararası petrol şirketleriyle Irak Devlet Petrol Pazarlama Kurumu üzerinden petrol satma taahhüdünde bulundu. Bu mekanizma, enerji kaynaklarınızın ihracı konusunda önemli bir aktör olma iradenizi ve rolünüzü teyit ediyor. ABD’nin bölgesel ekonomik entegrasyon politikasının desteklenmesi bağlamında KBY’nin zaman içinde ABD yönetimi ve ABD şirketleri ile ortaklığını daha da derinleştirmek isteyeceğini düşünüyorum. Ne dersiniz?

Barzani: Evet, tabii ki. Öncelikle şunu belirteyim ki Başkan Trump’ın “çatışma değil ticaret” politikasını paylaşıyoruz.

Ekonomik gücün bölgenin güvenlik ve istikrarına katkı yapacağına gerçekten inanıyoruz. Ticaretin gücü ve komşu ülkeler ve uluslararası şirketler ile kurulan ilişkiler, tüm bölgeye daha fazla istikrar ve koruma sağlanmasına katkı yapacak. Dolayısıyla bu politikayı fazlasıyla destekliyoruz. Komşu ülkelerle ticareti artırma ve enerji sektörüyle sınırlı kalmaksızın yeni Amerikan şirketlerini Kürdistan Bölgesi’ne davet etme bağlamında üzerimize düşeni yaptık. Doğal olarak enerji sektörü Amerikan şirketlerinin yer aldığı kilit bir sektör ama tarım, altyapı, teknoloji gibi başka birçok sektöre ihtiyacımız var.

Umarız ki Amerikan şirketleri Kürdistan’ı yatırım ve işbirliği için cazip bir yer olarak görür çünkü bu, ABD ile güvenlik alanındaki ilişkilerimizin ötesinde faydalı bir ortaklık olur. Ekonomik bağlar güvenliğe de katkıda bulunabilir.

Çevremizdeki ülkelerle ticaret, gerilimleri ciddi ölçüde azaltacak ve bölgeye daha fazla barış ve refah getirecek.

Geçmişte de tabii ki çabalamıştık. Bir önceki Bağdat hükümetiyle yaşadığımız bazı sorunlar Türkiye ile ticaretimizi azalttı. Bunun çözüleceğini umuyoruz ve Türkiye’nin yanı sıra Suriye’yle de ticareti yeniden canlandıracağız. Potansiyel var, muazzam fırsatlar var.

Bu ilerleme, SİHA ve füze saldırılarıyla sürekli sekteye uğratılıyor. Bu kapsamda bazen Kürdistan’daki ekonomik büyümeyi engellemeye yönelik kasıtlı kararlar da oluyor. Oysa bu büyüme zamanla Irak’ın ve tüm bölgenin ekonomik büyümesine katkıda bulunabilir. 

Dolayısıyla Kürdistan’da sahip olduğumuz bu fırsatları, bu kaynakları kullanarak daha fazlasını inşa etmemize, bölgenin ekonomik refahına ve nihayetinde, daha önce de söz ettiğim gibi bölgenin güvenlik ve istikrarına daha çok katkı yapmamıza müsaade edilsin istiyoruz. 

Amerikan şirketlerine kapımız her zaman açık. Amerikan şirketlerine daima sıcak baktık ve aslında ABD’li firmalarla sözleşmeler imzalamak baştan beri bizim inisiyatifimizdi ve bu da Bağdat’ı aynı yönde teşvik etti.

Dolayısıyla daha fazla Amerikan şirketini yatırım yapmaya çekmek iki taraf için de çok önemli ancak ülkede var olan yatırımları ve altyapıyı korumak da aynı derecede önemli. Yani yeni şirketleri çekmekle kalmamalıyız, aynı zamanda bu şirketlerin bölgemizdeki yatırımlarının, çalışanlarının ve menfaatlerinin korunduğu bir ortam sağlamalıyız.

Al-Monitor: Bize ayırdığınız zaman konusunda bonkör davrandınız. Son bir soru: Kürdistan Bölgesi’ndeki son gelişmelere dair bilgi verebilir misiniz? Hükümetin kurulması niçin gecikti? Bu gecikme yönetimi ve Bağdat’la ilişkilerinizi nasıl etkiliyor?

Barzani: 20 ayı aşkın bir süredir hükümeti kuramamış olmamız son derece talihsiz. Ancak böyle olmasını biz istemedik. Şahsen benim arzum hükümeti hemen kurmaktı.

Maalesef ortaklarımız bizimle aynı görüşte değildi. Baştan beri kapsayıcı bir hükümet olsun istedik. Yeni hükümetin kuruluşunda KYB ana ortağımız olsun istedik.

Ne yazık ki onlar Irak seçimlerini beklemek istediler. Farklı beklentileri vardı ama seçimler sonuçlanınca en çok oyu alan bizim partimiz oldu, sadece Kürdistan’da değil, Irak genelinde de. Bunun hükümetin kurulmasını teşvik edeceğini umduk ama öyle olmadı.

Hükümetin kurulamaması bizi olumsuz etkiledi. Dünyanın dört bir yanındaki ortaklarımız ve dostlarımız bizi bu yönde teşvik ediyor. Biz de bunu istiyoruz. Seçimler yapıldı ve parlamento toplanıp çalışmaya başlamalıydı.

Ancak parlamentonun yeniden faaliyete geçmesini bir tek biz talep ediyoruz. Parlamento yeniden çalışmaya başlasın diyoruz. Bunu engelleyenler ve parlamentoyu rehin tutanlar hesap vermeli. 

Parlamentonun bugüne kadar faaliyete geçmemiş olmasından ve hükümetin kurulamamasından dolayı ben şahsen büyük bir hayal kırıklığı ve hüsran yaşıyorum. Yine de yeni hükümeti kurmak için elimden geleni yapmaya devam edeceğim. Umarım tüm dostlarımız, ortaklarımız ve diğer partiler Kürdistan halkının ulusal menfaatlerini kişisel çıkarlarının veya parti çıkarlarının üstünde tutar. 

Dostluk elimi uzatmaya devam edeceğim ve herkesi hükümeti kurmak üzere bize katılmaya davet edeceğim. Kürdistan halkının menfaatleri bunu gerektiriyor. 

Amerikan askerlerinin çekilmesi konusunda bir şeyi daha vurgulamak istiyorum.

ABD’nin Irak’tan askerlerini çekme kararı aldığını biliyorum ve ABD’nin kendi kararlarını almasını destekliyoruz. Sadece bu çekilmenin bölgede bir güvenlik boşluğu yaratmamasını umuyoruz.

ABD ile olan güçlü ilişkilerimizi güvenlik işbirliğinin ötesinde sürdürmek istiyoruz. Ekonomik ortaklığımızı ve siyasi ilişkilerimizi artırmak istiyoruz. Kürdistan Bölgesi, Amerika’nın bölgedeki en güvenilir ortağı olmaya devam edecek.

Related Topics

You're reading a free AL-MONITOR Original

Want more like this?

AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.