Türk ülkelerinden çok ünlü bir kişi öfke içinde Yahudiler’e ve İsrail’e dünya üzerindeki zararlı etkilerinden dolayı sözlü olarak saldırıyor. Amerikalılar şok geçiriyor. Hikayeyi bilenler gergin bir şekilde olsa da gülüyorlar zira bu filmi daha önce seyretmişler. Kahramanımız Britanyalı komedyen Sacha Baron Cohen’in Borat karakteri değil, 3 Temmuz Mısır darbesinin arkasında İsrail’in olduğunu iddia eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan.
Başbakan’ın “elimizde belgesi var” dediği video maalesef pek güçlü bir delil teşkil etmiyor: videoda Fransız yazar Bernard-Henri Lévy Haziran 2011’de Tel Aviv Üniversitesi’nde bir sohbet toplantısına katılıyor. Yanında da o dönem muhalefette olan ve bugün İsrail Adalet Bakanı olan Tzipi Livni oturuyor. Kendisine “yaklaşmakta olan Mısır seçimlerini Müslüman Kardeşler kazanırsa, Mısır ordusu darbe yapmalı mı” diye sorulduğunda Lévy olumlu yanıt veriyor. Videonun kısa kesitinde, Livni sadece başını sallıyor. Ancak bu baş sallama Livni’nin, Fransız yazarın darbeyle ilgili görüşlerine destek vermesi mi yoksa hemen akabinde ettiği “demokrasi sadece seçimler değildir – aynı zamanda bir değerler bütünüdür, demokraside her ikisine de ihtiyaç vardır” sözlerini onayladığı anlamına mı geliyor, belli değil. (Videonun 90 dakikalık kesintisiz haline Tel Aviv Üniversitesi’nin YouTube hesabından ulaşılabilir.)
2-3 dakikalık bir videoda tartışmalı görüşler ifade eden Yahudi kökenli bir Fransız’ın sözlerini İsrail’e ve ince bir şekilde bütün Yahudiler’e atfetmenin birçok sakıncası var. İlk olarak, bunu yaparak Başbakan kendi argümanlarının altını oyuyor. Erdoğan, geçmişte İsrail’i eleştirirken bunu özellikle Yahudi karşıtlığından ayrı tuttuğunun altını çizerdi. Ancak son açıklamaları önyargının en temel tanımlarından birine uyuyor: tek bir kişi üzerinden o kişinin bağlı olduğu bir grup insanın bütün üyeleri hakkında olumsuz fikir ifade etmek. Başbakan’ın, İsrail vatandaşı bile olmayan Lévy’nin İsrail’in sözcülüğünü yaptığını iddia etmesi, bundan sonra İsrail’e karşı yapacağı eleştirilerde haklı bile olsa kendisinin Yahudi karşıtı olduğu iddiası hep dile getirilecek.
İkinci nokta ise şu: artık Başbakan’ın İsrail karşıtı söylemleri kolayca öngörülebilir ve ciddi tutarsızlıklar içerir oldu. Erdoğan, İsrail’e ve “Batı ülkelerine” (aralarında Mısır’daki askeri darbeyi sert bir dille kınayan İsveç’in ve Almanya’nın varlığını görmezden gelerek) öfkelenirken, Katar, Suudi Arabistan, ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi darbeyi alenen desteklemiş petrol zengini ülkelere karşı sesini fazla yükseltmedi. Hatta Riyad, Batı ülkeleri Kahire’ye yaptıkları yardımları keserse bunu ikame edeceği sözünü verdi. Galiba Erdoğan’ın İsrail’le uğraşmasının altında “kolay hedef” olması yatıyor.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.