Suriye'de de herşey ilk önce Arap baharının etkisi altındaki diğer ülkelerde olduğu gibi başladı. Suriye halkı 40’yıldan fazladır ülkeyi yöneten Baas rejimine ve Esad’ların yönetimine karşı ayaklanmıştı. Ancak bir süre sonra bu ayaklanma, bölge ülkelerinin de bir gölge boksu yürüttükleri, kanlı bir mezhep savaşına dönüştü. Suriye'deki iç savaşın en belirgin özelliklerinden bir tanesi de gerek kendilerine “muhalif” ismini veren grupların ve gerekse Esad hükumetine bağlı ordu ve Şabiha gibi paramiliter grupların uluslararası hukuka göre savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işliyor olmaları. Af Örgütü gibi bazı insan hakları örgütleri her iki tarafın da işledikleri bu suçları sistemli bir şekilde kayda geçirmeye devam ediyorlar.
Şam’da 21 Ağustos günü gerçekleştirilen ve binden fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan kimyasal saldırının ardından sivillere yönelik saldırılar yeni bir boyut kazanmış oldu. Bu saldırının ardından yaşananları biliyorsunuz. Suriye uluslararası koalisyon tarafından bombalanmanın eşiğine kadar geldi. Rusya'nın devreye girmesiyle, Esad rejiminin ellerindeki kimyasal silahları teslim etme taahhüdünün ardından Suriye'ye yönelik müdahale rafa kalkmış görünüyor.
Bu kimyasal saldırının kimin tarafından gerçekleştirildiği ise hala cevaplanmayı bekleyen bir soru olarak ortada duruyor. Saldırıyı Esad güçlerinin gerçekleştirdiğini öne sürenler, rejimin elinde bol miktarda kimyasal silahın bulunmasına; Esad yanlısı güçlerin daha önce de kimyasal silah kullandığına ve bu kimyasal silahları fırlatacak teknolojik donanımın sadece hükumetin elinde olduğuna dikkat çekiyorlar. Nitekim Amerikan başkanı Obama, 10 Eylül tarihli “ulusa seslenişinde”, kesin bir dille saldırının Esad güçleri tarafından gerçekleştirildiğini belirtiyor; bu saldırının hemen öncesinde aynı bölgede Sarin gazı da içeren kimyasal silahlarla saldırının gerçekleştirildiğini; askerlere gaz maskesi dağıtımının hemen ardından saldırının başladığını; roketlerin rejimin kontrolündeki mevzilerden ateşlendiğini söylüyordu.
Kimyasal saldırının “muhalifler” tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini ifade edenler de, Esad güçlerinin kontrolü geri kazanmaya başladığı bir dönem de, hele hele BM denetçilerinin Şam'da ve saldırının gerçekleştiği yerden beş-altı kilometre uzakta bulundukları bir anda böyle bir saldırının gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını öne sürüyorlar. Onlara göre, bu saldırı Suriye'ye karşı dış müdahaleyi kışkırtmak için muhalifler tarafından gerçekleştirildi. Örneğin Rus Dışişleri Bakanlığı, 4 Eylül tarihli açıklamasında, Rus uzmanların gözlemlerine dayanarak, bu kimyasal saldırının “Bashair An-Nasr” isimli grubun elinde bulunan silahlarla atıldığını ve yine patlayıcı olarak, Suriye ordunun envanterinde bulunmayan hexogen kullanıldığını belirtiyordu.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.