Cenevre’de 24 Kasım’da sabaha karşı P5+1 grubu ile İran arasında varılan nükleer anlaşma uluslararası sistemin halen diplomatik çözüm üretebildiğini ortaya koyması açısından sevindirici. Bu, Obama Yönetimi’nin olduğu kadar İran Cumhurbaşkanı Ruhani’nin de bir başarısıdır. İran’da Ahmedinecad aşırıcılığı ve irrasyonalizmi yerini Ruhani’nin gerçekçiliği ve rasyonalizmine bırakmasaydı, başka bir deyişle İran dış politikası bu bakımdan gerçekten de “reset”lenerek özlü geleneğini bu çözüme yansıtmasaydı dünyayı şimdilik kaydı ile rahatlatan bu başarı elde edilemezdi.
İran örneğinde de görülüyor: Ahmedinecad gibi hayalperest ve aşırıcı liderlerin, ülkelerinin dış politikalarında neden olduğu tıkanıklığın giderilmesi için ön koşul, bu sonuca yol açan aktörlerin değiştirilmesidir.
Umarız Cenevre sürecini yakından takip eden uzman gazetecilerin kaygıları gerçekleşmez ve tasarlanan nihai müzakereler Suriye krizinin rehinesi durumuna düşmez ve bu süreç 24 Kasım’da varılan altı aylık anlaşmanın uygulanması sırasında yaşanabilecek sorunlar ve bu arada yeni anlaşmazlıklar yüzünden aksamaz. Ayrıca, yine temenni edelim ki bu süreç İran’daki aşırılık yanlısı güç odakları tarafından torpillenmesin ve nihayetinde arzu edilen “mutlu son”a varılsın.
İşte o zaman izolasyon, çevreleme (containment) ve ambargo engellerinden kurtulmuş İran’ın prangasız bir aktör olarak sahadaki yerini ve tabii ki oyundaki payını da alacağı yeni bir “Avrasya dengesi”nden söz etmek gerekecektir.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.