Rusya’nın Kırım’ı işgali Moskova ile Batı arasında büyük bir kırılmaya yol açacak mı? Rus kuvvetleri konumlarını sağlamlaştırırken, Batılı liderler de buna cevap verme telaşındayken ortaya çıkan başlıca stratejik soru bu. ABD’nin dünya çapındaki politikalarında, bilhassa Avrupa ve Orta Doğu siyasetinde önemli sonuçlar doğurabilecek bu sorunun yanıtı, henüz net değil.
Batı’nın içi boş laf bolluğuna rağmen ne ABD ne de büyük Avrupa ülkeleri, bahsettikleri “bedel” ve “sonuçları” hayata geçirmiş değil. Şimdilik müzakere yoluyla bir çözüm bulma çabasında görünen Batılı hükümetler, ekonomik yaptırım seçeneğini de geleceğe dönük olarak saklı tutuyor. ABD, bu yönde adım atmaya meylediyor, ama Almanya Şansölyesi Angela Merkel, başlıca ticaret ortaklarından birine karşı böyle bir yöntem izleme konusunda gönülsüz görünüyor. Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius da Rus donanmasına iki adet Mistral helikopter taşıyıcısının satışını gözden geçirme noktasına henüz gelmediklerini açıkça söyledi.
Rusya cephesinde ise Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırımlıların “Kosova’daki Arnavutlara tanınan” kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunda ısrar etse de Moskova’nın “böyle bir kararı kışkırtmayacağını” ve Kırım’ın Rusya’ya katılmasını öngörmediğini belirtti. Putin, devrik Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç’e artık “siyasi bir geleceği olmadığını” söylemiş. Ancak Putin, bu arada, Ukrayna parlamentosu Rada’nın ve Rada tarafından atanan bakanların “kısmen meşru” olduğunu, Devlet Başkan Vekili Oleksandr Turçinov’un ise Yanukoviç usullere göre görevden alınmadığı için meşruiyetten yoksun olduğunu iddia ediyor. Putin yine de Rusya parlamentosu alt kanadı Duma’nın başkanının Turçinov’la Rada başkanı sıfatıyla temas ettiğini belirtti.
Böyle bir ortamda Batılı hükümetler ile Rusya’nın müzakereye ve olası bir çözüme yönelmesi mümkün. Moskova’nın aldığı resmi tutum, Yanukoviç’in göreve iade edilmesini veya Kırım’ın bağımsız olmasını gerektirmiyor. Ne Washington ne Avrupa ne de Kiev bu olasılıkları kolay kolay kabul etmez. Bu tip müzakereler ise genelde yavaş ilerler. Fakat ABD’yle Avrupa, Kırım hükümetinin 30 Mart için belirlediği referandumun önüne geçmek ya da Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı’ndan (AGİT) veya başka bir kurumdan uluslararası gözlemcilerin varlığını sağlamak için süreci hızlandırabilir. Ancak herhangi bir anlaşma olmadan referandum gerçekleşirse, müzakereler çok daha zor bir hâl alır.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.