Türkiye’nin, ABD öncülüğünde ve Suudi Arabistan’ın desteğiyle İslam Devleti’ne (İD) karşı kurulan koalisyonunun gönülsüz bir üyesi olduğu açık. Al-Monitor’da genişçe anlatılan bu gönülsüzlüğün belki Ankara açısından anlaşılabilir sebepleri olabilir, ancak herkes aynı fikirde değil.
Türkiye’nin Orta Doğu’daki krizlere verdiği tepkiler, pek çok kişiyi Ankara’nın değişken bölgeye yönelik nihai hedeflerini sorgulamaya sevk ediyor.
Ankara yakın zamana kadar bölgede oyun kurucu olmayı istiyordu ancak bu plan artık geçerliliğini kaybetmiş görünüyor. Dışarıdan bakıldığında, Türkiye’nin sahadaki gerçeklikten kopuk ve ulaşılması imkansız hedeflerle hareket ederek, dış politikada benimsenen oldukça açık İslamcı ve Sünni yanlısı çizgi nedeniyle bölgesinde yalnızlaştığı görülüyor. Bir diğer deyişle, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun Türkiye’yi bölgeyi daha parlak geleceğe taşıyacak bir lider ülkeye dönüştürme hayalleri suya düşmüş durumda.
Al-Monitor’un ulaştığı diplomatlara ve uzmanlara göre, kendi ajandasını uygulamaya çalışan Ankara’nın Orta-Doğu’da yaşanan anlık gelişmeler karşısındaki etkinliği daha önce hiç olmadığı kadar cılızlaştı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.