Bugün Türkiye’de kararları Başbakan Ahmet Davutoğlu değil Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan alıyor. Erdoğan, ABD ile İslam Devleti tehlikesinin boyutlarına ilişkin anlaşmazlık yaşasa da elinden Washington’un kendi istekleriyle örtüşmeyen Suriye siyasetine tepki göstermekten başka pek bir şey gelmiyor.
Rusya ve İran ise -ki iki önemli ülkenin de Orta Doğu’daki etkinliği Türkiye’den daha fazla- Ankara’nın önündeki zorlukları artırıyor. Zira her ikisi de Türkiye’nin Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirme politikasına karşı çıkıyor. Türkiye uzmanlarına göre tüm bunlar Erdoğan’ın Sünni dünyasına öncülük etme hayallerinin önündeki engellere işaret ediyor.
Moskova ve Tahran’ın Esad rejimine ilişkin tutumları Washington’dan farklı olsa da her üç başkent de Erdoğan’ın Suriye’de önceliği İD’le mücadeleye vermemesini eleştiriyor. Dolayısıyla, Erdoğan’ın bu ilişkilerden duyduğu hüsranın su yüzüne çıkması pek de şaşırtıcı değil.
Erdoğan Letonya’ya gerçekleştirdiği resmi ziyaret sonrası 26 Ekim’de Türkiye’ye dönerken beraberindeki gazetecilere Washington’un Esad rejiminin tasfiyesi konusunda halen çok kararlı olmadığını söyledi: “Esed’in gidip gitmeyeceği konusunda da kafalarından şu düşünceyi silmeleri lazım; hâlâ Batı’da şu mantık var: ‘Esed giderse yerine kim gelecek?’ Bir defa şuna kafayı yormuyorlar: Halkın iradesi ile kim seçildi ise o gelecek”.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.