İsrail Savunma Bakanı Moşe Yalon 21 Ekim’de ABD’ye gerçekleştirdiği ziyaretin ardından geçen ay Al-Monitor’a şöyle konuşmuştu: “Türkiye, Salih El Aruri (Batı Şeria’dan sınır dışı edilen ve Türkiye’de yaşayan Hamas lideri) sorununu çözmeli. Bir NATO üyesinin topraklarında terör eylemleri tasarlanmasına müsaade etmesi düşünülemez.” Yalom’un bu sözlerinden günler sonra 27 Kasım’da Şin Bet de Kudüs’e yönelik terör saldırıları planlarında ve bombacıların eğitiminde “Türkiye’deki Hamas komuta merkezi”nin dahli olduğunu açıkladı.
Bu açıklamanın ardından IDF Radyosu’na konuşan İsrail Stratejik İşler Bakanı Yuval Steinitz, ABD ve NATO’ya seslenerek terörizmi desteklemeyi kesmesi için Türkiye’ye baskı yapılmasını istedi. Bu beyanatın üzerine ulaştığım Ankara’daki üst düzey yetkililer ise İsrail’in bu yönde NATO’ya yapacağı resmi bir başvurunun ikili ilişkileri daha da kötüleştireceğinden kaygı duyduklarını ifade etti. Edindiğim bilgilere göre İsrail NATO’ya, en azından şimdilik, böyle bir başvuru yapmış değil.
Üst düzey İsrailli diplomatik kaynaklar, İsrail’in Türkiye’yle ilişkileri koparmak zorunda kalacağı bir noktaya gelinmesini kesinlikle istemediğini vurguluyorlar. Ancak şunu da ekliyorlar: “İki hükümet arasında hiçbir iletişim kanalının olmadığı bir ortamda Türkiye’yi açıktan Hamas terörüyle ilişkilendirmenin amacı Ankara’ya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail’e karşı sürdürdüğü sözlü saldırıların ve Hamas’a sağladığı desteğin bir bedeli olduğunu göstermek.”
İsrail’den yükselen suçlamalar, ikili diplomatik ilişkilerin idaresinde yaşanan iniş çıkışlarda yeni bir dik inişe işaret ediyor. İkili ilişkiler ilk kez 2009’da o dönem başbakan olan Erdoğan’ın Davos Dünya Ekonomik Forumu’nda dönemin İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez’e birkaç gün önce biten Dökme Kurşun Harekâtı yüzünden çıkışmasıyla bozulmaya başladı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.