Bir dönem Türkiye’nin geçmişiyle yüzleşebileceğine dair beklentilere yol açmış AKP yönetimi, Ermeni soykırımının 100. yılına girilirken eski hükümetlerin de gerisine düştü. Hükümet geçmişle yüzleşmek bir yana soykırım anmalarına gölge düşürmek için normalde 18 Mart’ta kutlanan Çanakkale Zaferi etkinliklerini 22-24 Nisan’a denk getirdi. Peki, AKP yönetiminin seyir çizgisi Türkiye ve Ortadoğu’daki Hıristiyanlar arasında nasıl yankı buluyor? Aslında Türkiye’nin tarihi trajediyle yüzleşememesi Ermenilerin dağıldığı ülkelerle ilişkilerinde her zaman üzerinde durulmayan örtülü bir etkiye sahipti. Arap Baharı öncesinde parlatılan Türkiye modelinin albenisini düşüren etkenlerden biri de Türkiye’nin bu konuda bir adım atmaması ve kendi dini azınlıklarının sorunlarına çözüm üretmemesiydi. Elbette vakıf mülklerinin iadesi gibi konularda birtakım açılımlar oldu. Bu nedenle de Hıristiyan toplumunun bir bölümü AKP’ye açtığı siyasi krediyi hala muhafaza ediyor. Ortadoğu’daki Hıristiyanlar açısından AKP’nin Ermenistan’la normalleşme girişimleri dahil başlangıçta ortaya koyduğu yaklaşım sayesinde buzlar bir nebze erimişti. Ne var ki Arap isyanları sürecinde Türkiye’den destek gören grupların Hıristiyanları da hedef alması olumlu havayı yok etti. Hıristiyanlar Irak ve Suriye’de tekrar evlerine veda etmek zorunda kalırken Türkiye’de de güvercin tedirginliği içinde yaşadıkları döneme geri döndüler.
'AKP bizim için düş kırıklığı'
Bir süredir İstanbul’da hayata yeniden tutunmaya çalışan Halepli bir Hıristiyan girişimci, Arap Baharı öncesi ve sonrasında Türkiye’ye ilişkin hissiyatı sorduğumda “AKP yönetimi bizim için büyük bir düş kırıklığı” deyip ekledi: “Suriye Hıristiyanları Arap Baharı’ndan önce Türkiye’ye tam sempati duymaya başlamışlarken bu sempati nefrete dönüşsün diye Türkiye elinden geleni yaptı. Hatta eski yaraları yeniden hissetsinler diye devlet erkanı var gücüyle çalıştı. İnanın hiçbir güvencemiz kalmadı, ne zaman başımıza bir şey gelecek bilmiyoruz.”
Suriyeli Ermeni yazar Hrach Kalsahakian ise gözlemlerini Al Monitor’la paylaşırken “Arap Baharı başladığından beri Hıristiyanların durumu ağırlaştı. Suriye ve Irak’ta Hıristiyan nüfus daha da azaldı. Müslümanlar da acı çekiyor. Suriye’deki durum ise çok karmaşık. AKP yönetiminin politikaları bu meselelerin çözümüne yardımcı olamadı. Türk hükümeti aşırılık yanlısı savaşçıların barış içindeki Ermeni kasabası Kesab’a girmesini engellemedi. AKP hükümetinin izni olmadan bu aşırılıkçılar silahlarıyla birlikte Suriye’ye giremez” dedi. Kalsahakian, Arap Baharı öncesi ve sonrasıyla ilgili şu kıyaslamayı yaptı: “Türkiye mevcut haliyle Ortadoğu halklarının geneline değil bir kısmına ilham verebilir. Türkiye’nin sandığının aksine Arap Baharı’ndan önce durum daha iyiydi. Araplar Türkiye’ye model ülke olarak bakıyordu. Fakat şimdi bölgedeki birçok rejim Türkiye’yi düşman ülke olarak görüyor ya da en azından AKP hükümeti istenmiyor. Bu yaklaşım halkın hissiyatını da etkiledi. Birkaç yıl öncesine kadar tarafsız bir model olarak kabul edilirken şimdi bazı gruplardan yana ülke olarak görülüyor.”
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.