Büyük Britanya’da 23 Haziran’da düzenlenen referandumu AB’den ayrılma taraftarlarının kazanmasında “Türkiye korkusu”nun çok etkili olup olmadığını şimdilik bilmiyoruz. Ama bu kampanyada “Ayrılığa Oy Ver” blokunun bir öcü gibi gösterdiği Türkiye’nin bu nedenle AB’den biraz daha uzaklaştırıldığı kesin.
Ayrılıkçı blok, referanduma bir ay kala Türkiye’yi kampanyalarının ana temalarından biri haline getirdi. Türkiye, Avrupa’nın kurumlarını ve demokrasisini tehdit eden mülteciler krizi ile özellikle ilişkilendirildi. Kampanya grubunun açıklamasında, “Türkiye’de doğum oranı o kadar yüksek ki, sadece 8 yıl içinde Büyük Britanya nüfusuna Türkiye’den bir milyon kişi katılabilir” denilerek korkular kışkırtıldı. O kadar ileri gidildi ki, “AB’nin serbest dolaşım yasaları nedeniyle Türk suçluların İngiltere’ye girmesinin engellenemeyeceği” bile iddia edildi. Büyük Britanya Başbakanı David Cameron da vatandaşlarının yüreğine su serpmek için “Bugünkü ilerleme hızıyla Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin 3000 yılını bulabileceğini” söylemek zorunda hissetti kendisini...
Şimdi, 30 Haziran’da Brexit referandumundan tam bir hafta sonra, “Türkiye’nin AB’ye katılım müzakereleri” çerçevesinde 33 numaralı “Mali ve Bütçesel Hükümler” başlığı açılıyor... Bu faslın açılması için, Türkiye ve AB arasında 18 Mart’ta varılan “mülteciler anlaşması” paketi çerçevesinde mutabakata varılmıştı.
“Mali ve Bütçesel Hükümler” başlığının müzakeresine başlanacak olması, acaba David Cameron’un Türkiye’nin AB’ye ancak bin yıl sonra üye olabileceği iddiasını yalanlayan bir gelişme midir? Brexit yanlısı sağcı ve milliyetçi İngilizler haklı mı? Türkiye gerçekten de AB’ye üye olma yolunda mı?
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.