Ana içeriğe atla

Irak ve Lübnan halkları yönetimlerden hesap soruyor

Irak ve Lübnan’da patlak veren gösteriler yeni bir “Arap Baharı” dalgasının işareti olabilir. Suudi Arabistan’ın Hobar Kuleleri saldırısının önemli bir planlayıcısını yakalaması ABD’nin İran politikasını etkiler mi? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

People shout slogans during a demonstration against corruption, poor services and power cuts in Baghdad, Iraq, August 21, 2015.  REUTERS/Ahmed Saad - RTX1P4DI
Bağdat’ta yolsuzluk, yetersiz kamu hizmetleri ve elektrik kesintilerine karşı düzenlenen protestoda slogan atan göstericiler, 21 Ağustos 2015 — REUTERS/Ahmed Saad

Iraklılar sokaklarda

Ali Mamouri bu haftaki yazısında Irak’ın iç ve güney kesimlerinde süren yolsuzluk karşıtı protestoları aktarıyor ve şöyle diyor: “Muntazar El Hilfi’nin 16 Temmuz’da Basra’nın kuzeyindeki El Medine’de kamu hizmetlerinin iyileştirilmesi için düzenlenen protestoda polis tarafından öldürülmesi Tunuslu Muhammed Buazizi’nin 4 Ocak 2011’deki ölümünü anımsattı.” El Hilfi’nin öldürülmesi o günden beri süren protestoları alevlendiren bir olay olmuştu.

Büyük Ayetullah Ali El Sistani dâhil Necef’teki dini otoritelerin gösterilere destek verdiğine dikkat çeken Mamouri şu tespitlerde bulunuyor: “Resmi İran mercilerinin ve İran’a bağlılıklarıyla bilinen Iraklı çevrelerin protestolara sert tepki vermesi, göstericilere çeşitli suçlamalar yöneltip onları durdurmaya çalışması dikkat çekiciydi. Belirtmek gerekir ki göstericilerin hedefinde yönetime hâkim olan İran yanlısı İslamcı partiler ve bunların yetersiz icraatları vardı. (…) Irak’ta hâlen devam eden bu protestolar dindarlar, laikler, komünistler gibi çok çeşitli çevreleri bir araya getirdi. Bu kesimlerin hepsi sistemde reform yapılmasını ve yönetimdeki yolsuzluğun sona ermesini talep ediyor. Görünen o ki göstericileri bölmek amacıyla göstericiler dini sloganlar ve Sistani dâhil dini şahsiyetler kullanılarak hedef alınıyor. (…) İran’dan veya İran yanlısı hareketlerden gelen saldırılarda göstericilerin din düşmanı olmakla, dine saygısızlık etmekle veya İslam Devleti’ne mensup olmakla suçlanmasının İran’la dinsel ittifak içinde olan belli İslamcı partileri korumayı amaçladığı anlaşılıyor. İranlı mercilerin göstericileri açıkça hedef alması, Sistani’nin ise göstericilere destek vermesi Irak’ın iç işlerinde etkili bu iki kamp arasında ufukta çatışma göründüğüne işaret ediyor. İran, Suudi Arabistan karşıtı bölgesel kampta Irak’ın anahtar unsur olmasını isterken Sistani, Irak’ın bölgesel çatışmalardan olabildiğince uzak durmasını, bağımsız kararlar veren etkin ve istikrarlı bir sivil devlet olmasını istiyor.”

Mustafa al-Kadhimi ise Başbakan Haydar El Abadi’nin reform paketinin parlamentoda onaylandığını ancak uygulamanın zor olacağına dikkat çekiyor: “Bu işin zor tarafı, son 10 yılda tüm alanlarda yaşanan büyük beyin göçü nedeniyle bu konuda çalışacak profesyonellerin ve bilimsel uzmanların eksikliğinden ibaret değil. Iraklı siyasilerin ülkenin ve toplumun bütünlüğü adına reform felsefesini benimsemek için ne kadar irade sahibi olduğu da önemli.”

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish