Ana içeriğe atla

İsrail Süleymani’nin öldürülmesine nasıl bakıyor?

İsrail savunma teşkilatı Kasım Süleymani’nin öldürülmesini alkışla karşılarken, İran’ın agresif tepki vermesini ve bölgede gerilimin tırmanmasını bekliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

TEHRAN, IRAN - SEPTEMBER 18 : Iranian Quds Force commander Qassem Soleimani attends Iranian supreme leader Ayatollah Ali Khamenei's (not seen) meeting with the Islamic Revolution Guards Corps (IRGC) in Tehran, Iran on September 18, 2016. (Photo by Pool / Press Office of Iranian Supreme Leader/Anadolu Agency/Getty Images)
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in Tahran’da Devrim Muhafızları yöneticileriyle yaptığı görüşmede görüntülenen Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani, 18 Eylül 2016 — Press Office of Iranian Supreme Leader/Anadolu Agency/Getty Images

İsrail, İranlı general Kasım Süleymani’nin öldürülmesini, son iki yılda yok denecek noktaya gelen ABD’nin Orta Doğu’daki caydırıcılığının bir çırpıda yeniden tesis edilmesi olarak görüyor. İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Aviv Koçavi 25 Aralık’taki konuşmasında İsrail’in İran Devrim Muhafızları’na karşı tek başına kaldığını söyleyerek ABD’yi üstü kapalı da olsa tenkit etme noktasına gelmişti. Süleymani’nin öldürülmesinden sonra Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir İsrailli kaynak ise “Bir gecede aniden dönüş yaptılar. ABD hâlâ sahada olduğunu gösteriyor, ‘Kimse benimle uğraşmasın’ mesajını veriyor. Bu, harika bir haber” dedi. 

Suikast haberi İsrail’in yönetim kademelerinde tarifsiz bir memnuniyet ve sevinç havası yarattı. 3 Ocak sabahı üst düzey siyasiler ve savunma yetkilileri sosyal medyaya zafer açıklamalarıyla, Başkan Donald Trump’ı kutlayan mesajlarla akın etmemek için dillerini tutma, kendilerini frenleme konusunda büyük çaba harcadılar. Peki neden? Çünkü İsrail, bu tarihi ve stratejik olayla bölgenin savaşa bir adım daha yaklaştığını gayet iyi biliyor. Koçavi bahsi geçen konuşmasında bu senaryodan da söz etmişti. 

İsrail’in, Orta Doğu’nun çehresini değiştirebilecek bu sarsıcı suikastla arasına hemen mesafe koyması gerekiyor. Bu satırların yazıldığı sırada savunma ve güvenlik kurumlarında pek çok görevli, siyaset sahnesindeki yöneticilerin kendilerini tutup Amerikalıların kutlama havasına katılmaması için dua ediyordu. Bu durum, 2007’de Suriye’nin Deyrizor’daki nükleer tesisinin imhasından sonra yaşananları akla getiriyor. İsrail o günlerde tam bir sessizliğe bürünmüş ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a “kesin inkâr imkânı” ve itidal için ideal koşullar sağlamıştı. 

General Süleymani, İsrail’in son 20 yılda ve belki de yakın tarih boyunca gördüğü en amansız düşman oldu. İsrail Süleymani’yi sadece İran’ın küresel terör ağının harekât subayı ve Tahran’dan Tartus’a kadar Şii ekseni fikrinin arkasındaki beyin olarak görmedi, onu İslam Devrimi’nin önemli bir ideoloğu, direnişin kalbinde yer alan ve Devrim Muhafızları’nı var gücüyle İsrail sınırlarına, Şam ve Beyrut’a doğru iten isim olarak değerlendirdi. 

SUBSCRIBER EXCLUSIVE

Continue reading this exclusive analysis

Original reporting and analysis unavailable elsewhere. Subscribe to AL-MONITOR to read this story and access everything we publish