Türkiye ile barışma anlaşmasının taslağı, haftalardır Başbakan Benjamin Netanyahu’nun masasında imzalanmayı bekliyor. Taslak metin, İsrail ve Türk müzakere heyetleri tarafından şubat ayında Kudüs’teki son görüşmelerde oluşturuldu. Netanyahu, Ankara ile ilişkilerin düzeltilmesini İsrail’in öncelikli bir menfaati olarak belirlemiş, müzakere ekibine de buna göre talimat vermişti. Müzakere ekibi, Türkler ile dört yıl süren görüşmeler sonucunda mutabakata varabildi. Ne var ki Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan güvensizliğini aşamayan Netanyahu, metni hâlen imzalamış değil.
Türkiye’deki 30 Mart yerel seçimleri öncesinde Netanyahu, Erdoğan’ın büyük destek kaybı yaşayacağı yönündeki Dışişleri Bakanlığı değerlendirmesine bel bağladı. Ancak bu değerlendirmenin hayalci bir düşünceden ibaret olduğu ortaya çıktı. Başbakan’a metni seçim öncesinde imzalamaması tavsiye edilmişti ki İsrail, Erdoğan’ın seçim kampanyasında anlaşma ile kişisel zafer olarak böbürlenmesine katkı yapıyor görüntüsü vermesin. Ancak İsrail, Erdoğan’ın siyasi gücünü doğru tahmin edemedi.
Erdoğan, Türkiye’nin rakipsiz lideri olduğunu bir kez daha kanıtladıktan yaklaşık bir ay sonra 28 Nisan’da Charlie Rose’un programına çıktı. İsrail’le normalleşme konusu sorulduğunda Erdoğan’dan net bir uzlaşma mesajı geldi. Bu tutum, ilişkilerin bozulmaya başladığı Dökme Kurşun Harekâtı’ndan bu yana Erdoğan’dan görmeye alıştığımız tavırdan çok farklıydı. İsrail’le normalleşmeden bahsederken beden dili ve üslubu, dinginlik ve iyi niyet yansıtıyordu. Demeçlerine eskiden damga vuran asabiyet ve kibirden eser yoktu.
Erdoğan’ın niyetini buradan anlayabilir, kullandığı kelimelerden de bir mesaj çıkarabiliriz. Zira ilk defa İsrail’den Gazze’ye yönelik ablukanın kaldırılmasını talep etmedi. Oysa daha önceleri, İsrail Devleti Mavi Marmara’da öldürülenler için özür dilemeyi ve buna bağlı olarak tazminat ödemeyi erteledikçe bu konuyu hep gündeme getirmişti. Erdoğan bu defa Gazze’ye “insani yardım götürülmesini görüşmek”ten söz etti. Netanyahu’nun temsilcisi Joseph Chiechanover ile Erdoğan’ın temsilcisi Büyükelçi Özdem Sanberk arasında, dönemin Stratejik İşler Bakanı Moşe Yalon’un katkılarıyla yürütülen müzakerelerin başında tam da böyle bir karar alınmıştı. O dönemki anlayış birliğinin amacı, Mavi Marmara olayını inceleyen BM Palmer Komisyonu’nun kaleme aldığı raporun detaylarının açıklanmasını, İsrail elçisinin Ankara’dan kovulmasını ve diplomatik ilişkilerin düzeyinin düşürülmesini engellemekti.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.