Bir insan dünyadaki bütün güzellik ve çirkinliklerin arasından geçerken yaşadığı onca acıyı, haksızlığı hangi çabayla umuda dönüştürebilir? Bedeninin üçte birini kaybetmiş güzeller güzeli bir kadın “aktif dünya vatandaşı” olmayı başarıp insanlığa bunca şeyi nasıl öğretebilir? Genlerine kodlanmış insani duyarlılığı, yardımseverliği, mücadele azmi, cesareti ve en çok da yitirmediği yaşama sevinciyle…
Şafak Pavey, sanat ve film eğitimi için gittiği İsviçre’de henüz 19 yaşındayken bir tren kazasında kolu ve bacağını yitirdiği gün, beyin tümörü teşhisi konan bir arkadaşını yolcu ediyordu:
“Mira’yı bindirmeye çalışırken trenin kapıları açık hareket ettiğini fark ettim. Birimizin düşeceği kesindi. Onu içeri ittiğimi hatırlıyorum. Benim düştüğümü. Filmlerde de insan trenin altına düşer. Hiçbir şey olmamış gibi kalkıp hayatına devam eder. Benimki öyle olmadı. Hayatım tamamen değişti.”
24 Mayıs 1996 ‘da Zürih istasyonundaki kaza sonrası uzun iyileşme sürecinde sıra dışı duruşu ve azmiyle Zürih Üniversite Hastanesi’nde tez konusu oldu ve o çalışma kitap olarak yayınlandı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.