Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG), “Barış Pınarı Harekâtı”na karşı Şam’la anlaşması “Kürtlerin özerklik hayallerinin sonu mu?” sorusunu gündeme getiriyor.
Hükümet güçleri, Kürtlere siyasi ve askeri alanda inşa ettikleri özerk yapılarla ilgili bağlayıcı herhangi bir taahhüt vermeden yedi yıl önce çekildikleri bölgelere dönmeye başladı. Kürtler bundan sonraki pazarlık süreçlerinde masaya elleri hayli zayıflamış olarak oturacak. ABD’nin sırtını dönmesinin yanı sıra Suriye devletinin de kontrolü ele aldıktan sonra siyasi konularda Kürtleri sıfır toplamlı bir sonuçla karşı karşıya bırakma ihtimali dışlanmıyor.
Kürtler, Amerikan askeri varlığını hem olası çözüm sürecinde Şam’la pazarlıklarda güçlü bir kaldıraç hem de Türkiye ya da Suriye devletinden gelecek askeri müdahalelerin önünde caydırıcı etken olarak görüyordu. ABD Başkanı Donald Trump’ın önce alanı Türkiye’ye bırakan tutumu ve ardından kuzeydeki güçleri çekip Ürdün sınırındaki Tanaf üssünde az sayıda asker bırakma kararıyla birlikte “Amerikan etkisi” önemini yitirdi.
Kürtlerin Şam’la diyalogunu “faydasız” ve “zamansız” bulan Amerikan tarafının pozisyonu cesaret kırıcıydı. Yine de Kürtler ABD’yi bir garanti olarak görme eğilimindeydi. Artık bu pozisyondan da geriye eser kalmadı.
AL-MONITOR All-Access gives you unlimited access to all our journalism, the full Daily Briefing, exclusive interviews, premium newsletters, and live events — for less than $2/week.